Tekfen’in temelleri, üç genç girişimci olan Feyyaz Berker, Nihat Gökyiğit ve Necati Akçağlılar’ın 1956 yılında ideallerini gerçekleştirmek üzere bir araya gelmeleriyle atılmıştır.
Hepsi de öğrenimini inşaat mühendisliği üzerine yapan ortakların Amerika’dan döndükten sonra devlet görevlisi olarak çalıştıkları Bayındırlık Bakanlığı, Tekfen’in kurulmasında etken olan en önemli kesişim noktalarından biridir.
Ortaklardan önce ikisinin, ardından üçüncüsünün devlet görevinden ayrılarak bir araya gelmesiyle Tekfen Holding’in çekirdeğini oluşturan ilk girişim, Türkiye’nin NATO’ya üye olması nedeniyle mühendisliğin önem kazandığı ve yurt çapında imar faaliyetlerinin hızla arttığı bir dönemde Feyyaz Berker ile Ali Nihat Gökyiğit tarafından mühendislik ve danışmanlık alanında hizmet vermek üzere kurulan “Feyyaz-Nihat Müşavir Mühendislik” (FN) adlı şirkettir.

Şirket bünyesinde ilk olarak çeşitli danışmanlık, mühendislik ve kontrol hizmetleri vermek amacıyla sınırlı bir sermaye ve kısıtlı imkânlarla bir laboratuvar kurulmuş, bu laboratuvarda müteahhitlere malzeme testleri ve toprak analizleri yapılmış, kum ve çakıl ocaklarının tespiti gibi konularda danışmanlık verilmiş, zemin etütleri gerçekleştirilmiş ve daha çok kalite kontrol işleri sürdürülmüştür.

FN’nin ilk işi olan Sinop Havaalanı inşaatındaki hizmetlerin ardından gelen ikinci önemli deneyimi, dönemin başbakanı Adnan Menderes tarafından İstanbul’da başlatılan imar faaliyetine yönelik olarak, bazı yolların yapımını üstlenen Veziroğlu İnşaat’a laboratuvar ve kontrol hizmetlerinin verilmesidir.

Bu deneyimlerin verdiği güven ve sağladığı ilişkilerle, danışmanlık hizmetleri yanında inşaat alanında da faaliyette bulunmak amacıyla Feyyaz Berker ve Nihat Gökyiğit tarafından 1957 yılında FN’nin kardeş kuruluşu olan Tekfen İnşaat Limited Şirketi kurulmuştur. “Tekfen” şirketi adını, ortakların yaşam felsefelerini ortaya koyacak bir biçimde, “Teknoloji” ve “Fen” sözcüklerinden almıştır. Şirketin kurulmasından sonra gerçekleştirilen ilk iş, Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde inşa edilen 9 NATO havaalanının banket stabilizasyon çalışmalarıdır.


Tekfen’in üçüncü ortağı olan Necati Akçağlılar’ın 1959 yılında Türkiye Hava Meydanları ve Akaryakıt Tesisleri Daire Başkanlığı’ndan ayrılıp Feyyaz-Nihat ikilisine katılmasıyla danışmanlık şirketi adını “Feyyaz-Nihat-Necati Müşavir Mühendislik”, yani kısaca FNN olarak değiştirmiş, inşaat alanındaki faaliyetlerde ise büyük bir sıçrama gerçekleştirilmiştir.

Özel uzmanlık gerektirmeyen düz inşaat ve hafriyat işlerine yoğunlaşan ilk faaliyetlerinin ardından, Williams Brothers firması kontrolünde İstanbul Boğazı’nın altından 6 inçlik iki adet akaryakıt borusunun geçirilmesi işi, projeye taşeron olarak katılan Tekfen’in ilk kez bir boru hattı projesiyle tanışmasını sağlamış ve gelecekte dünyanın sayılı boru hattı müteahhitlerinden biri haline gelmesiyle sonuçlanacak bir sürecin ilk adımını oluşturmuştur.

1960’ların başında Türkiye’nin hem ağır sanayi, hem de orta ve hafif sanayi bakımından birçok yatırıma sahne olması, şirketin faaliyetlerinin daha çok sanayi ve altyapı tesislerine yönelmesine yol açmıştır.
Bu dönemde, Türkiye’nin haddelenmiş yassı demir çelik ihtiyacını karşılamak üzere 1961 yılında inşaatına başlanan Ereğli Demir Çelik Fabrikası’nda ki bazı düz inşaat işlerini üstlenen Tekfen, aynı zamanda fabrikanın soğutma ve kullanma suyunu temin eden Gülüç Barajı’nı inşa ederek o güne kadarki en önemli projelerinden birini gerçekleştirmiştir.

1960’lı yılların ilk yarısında yaşanan bir diğer önemli gelişme, üç ortağın gelecekte Tekfen isminin geniş kitlelerce tanınmasını sağlayacak olan ampul üretimi işine girmeye karar vermesidir. İnşaat sektöründeki iş ve para akışının düzensizliğine karşı sanayi alanında yatırım yapmak amacıyla İstanbul’da kurulan ampul fabrikası, 1964 yılı ortalarında faaliyete geçip kısa zamanda ampul piyasasının üçte birine hâkim olmuştur.

Firma, aydınlatma konusunu sadece üretimle sınırlı bir ticari faaliyet olarak değil, aynı zamanda bir mühendislik ve kamusal eğitim konusu olarak ele almış ve bu amaçla fabrikanın giriş katında Tekfen Aydınlatma Enstitüsü’nü kurmuştur. Tekfen’in ampul konusuna çok yönlü bakışı, Philips ile ortak olarak 1966 yılında ampul kavanozu ve flüoresan imal etmek üzere İzmit’te ikinci bir fabrika kurulmasıyla daha da zenginleşmiştir.
1999 yılında yaşanan deprem nedeniyle söz konusu fabrikanın hasar görmesi ve Türkiye’nin artık ampul üretimi için cazip bir pazar olma özelliğini yitirmesi nedeniyle 2002 yılında üretimin Çin’de devam ettirilmesine karar verilmiştir.

1967 yılında İstanbul’a taşınan Tekfen İnşaat Limited Şirketi, anonim şirket statüsüne getirilerek Tekfen İnşaat A.Ş. adını almıştır. Bu aşamadan sonra bir yandan daha büyük inşaat işleri ve daha kapsamlı projelerle fiziki büyüme sağlanırken, diğer yandan firmanın inşaat işlerinin yanında imalat işlerini de üstlenebileceği bir yapıya kavuşturulması amaçlanmıştır. Böylece Tekfen İnşaat ve Tesisat A.Ş. (TİTAŞ) kurulmuş ve firma ilk projesini Türkiye’deki otomotiv sanayiinin temel taşlarından biri olan Tofaş fabrikasının inşaatını yaparak gerçekleştirmiştir.
1970’lerin başında artık hemen tümüyle petrol ve gaz tesislerine, boru hatlarına ve sanayi yapılarına yönelen faaliyetlerin ağır çelik üretim ve montaj ihtiyaçlarını da beraberinde getirmesi, 1970 yılında Tekfen İmalat ve Mühendislik A.Ş. çatısı altında Derince’de bir üretim tesisi kurulmasına yol açmıştır. Uluslararası standartlara uygun olarak basınçlı ve basınçsız depolama tankları, ısı eşanjörleri, kondenserler ve buhar kazanları gibi endüstriyel ürünlerin üretimini yapan bu tesise daha sonraki yıllarda Ceyhan’da çelik yapıların üretiminde uzmanlaşmış bir imalat atölyesi de eklenmiş ve böylece Tekfen’in üretim yetenekleri önemli ölçüde geliştirilmiştir.

Tekfen’in tarihsel gelişimi içinde 1975 yılı, Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı projesinin başlangıç tarihi olması itibarıyla önemli bir sayfa teşkil etmektedir. Boru hattının Türkiye tarafındaki 84 ve 70 kilometrelik iki ayrı parçası ile Ceyhan’daki tank sahasının ve deniz terminalinin inşaatını üstlenen Tekfen İnşaat, taşeron olarak yer aldığı bu dev proje sayesinde cirosunu katlamış, makine parkını genişletmiş ve sonraki yıllarda hızlı büyümesine katkıda bulunacak şekilde kendini yenileme ve geliştirme fırsatı bulmuştur. Nitekim Tekfen’in, bu projenin ardından 1983 yılında 457 km uzunluğundaki Yumurtalık-Kırıkkale Ham Petrol Boru Hattı ve 1985 yılında 890 km uzunluğundaki Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı 2. Kısım projelerinde müteahhit olarak doğrudan yer alabilmesi, öncelikle 1975 yılında gerçekleştirdiği atılımın bir getirisidir.

Gelişme süreci içinde petrol tesislerinin yanı sıra altyapı inşaatları da Tekfen açısından önemli bir yere sahiptir. 1978 yılında başlayan ve firmanın Sangamo Group ile birlikte Kuveyt’te yapımını gerçekleştirdiği Fahaheel Otoyolu, ilk yurtdışı projesi olarak bir bakıma Tekfen’in dünyaya açılışının simgesidir. Söz konusu otoyolun ardından Kuveyt’te, Suudi Arabistan’da ve Irak’ta gerçekleştirilen projeler Tekfen’e yurtdışı faaliyetlerinin kapısını aralamış, onun geleceğe yönelik hedeflerine yeni bir boyut kazandırmıştır. Öncelikle Ortadoğu bölgesinden başlayan bu gelişme, zamanla başka coğrafyaların da eklenmesiyle Tekfen’in bugün aynı anda dünyanın birçok farklı bölgesinde iş yapabilen uluslararası bir müteahhitlik firması haline gelmesini sağlamıştır.

Tekfen’in inşaat ve müteahhitlik alanındaki faaliyetlerinin dışında gerçekleştirdiği endüstriyel yatırımların en önemlilerinden biri de 1976 yılında dayanıklı süt ve süt ürünleri üretimi yapmak üzere kurulan Mis Süt A.Ş.’dir. Kuruluşun faaliyete geçtiği yıllarda Türkiye’de yaşanan ekonomik olumsuzluklara rağmen birkaç yıl içinde kâra geçen Mis Süt, 1980’lerden itibaren ihracat olanaklarının artması sayesinde önemli bir büyüme trendi yakalamış ve ilerleyen yıllarda kendi sektöründe pazar liderliğini ele geçirmiştir. Firma, 2000 yılında Nestlé’ye devredilinceye kadar Tekfen Holding bünyesinde faaliyetlerini sürdürmüştür.

Tekfen Grubu’nun Mis Süt A.Ş. ile başlayan ve kısa zaman içinde önemli bir hacme ulaşan ihracat faaliyetleri, Tekfen dışında başka firmaların da ürünlerini yurtdışına pazarlamak üzere 1981 yılında Tekfen Dış Ticaret A.Ş.’nin kurulmasına zemin hazırlamıştır. Kısa zaman içinde 50’ye yakın ülkede faaliyet göstermeye ve farklı sektörlerden 200’ün üzerindeki sanayi kuruluşuna yurtdışında temsilcilik hizmeti vermeye başlayan şirket, kuruluşundan yalnızca 6 yıl sonra Türkiye’nin en büyük ihracatçısı unvanını kazanmıştır.

Toros Gübre’yle Yeni Denizlere
1981 yılı, aynı zamanda Tekfen Holding’in bir diğer büyük sanayi girişimi olan Toros Tarım Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin faaliyete geçmesi bakımından da özel bir anlam taşımaktadır. Söz konusu tarihte Ceyhan’da üretime başlayarak kısa zamanda kimyasal gübre pazarının önde gelen oyuncularından biri haline gelen Toros Gübre’nin kuruluşu sadece kârlı bir işletmenin Gruba katılması bakımından değil, aynı zamanda Tekfen’in beş ana iş alanından biri olan tarımsal sanayi sektörüne girişi bakımından da firma tarihinin en önemli köşe taşlarından biridir. Ceyhan’daki fabrikaya daha sonra Akgübre ve Samsun gübre fabrikalarının da katılmasıyla, Toros grubu Türkiye’nin en büyük kimyasal gübre üreticisi haline gelmiştir.
Tekfen’in gübre üretimiyle başlayan tarımsal sanayi faaliyetleri daha sonraki yıllarda gelişen yapının doğurduğu ihtiyaçlar doğrultusunda birçok yeni oluşuma yön vermiştir. Bunların başında Toros Terminal gelmektedir. Toros Gübre fabrikasının, Doğu Akdeniz’in zaman içinde ulaştırma hizmetleri bakımından stratejik bir öneme sahip olacağı öngörüsüyle, başından beri gübre üretimi dışındaki alanlarda da hizmet verecek şekilde dizayn edilmesi, tesisin denize uzanan iskelesinin zamanla gübre dışında pek çok farklı ürün için önemli bir yükleme-boşaltma alanı haline gelmesini sağlamıştır.

İnşaat alanındaki çalışmaları hızla gelişen Tekfen’in proje finansmanı konusunda karşılaştığı zorluklar, 1980’lerin ikinci yarısında Grubun bir yatırım ve finansman bankası kurma kararına yol açmış ve böylece 1989 yılında Tekfenbank hayata geçmiştir.
Esasen bankanın kuruluş başvurusu mevduat bankası olarak yapılmıştı. Ancak Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı, piyasada yeterli sayıda mevduat bankası bulunduğu gerekçesiyle, Türkiye’de eksikliği daha fazla hissedilen yatırım ve finansman bankası lisansı vermişti. Bu nedenle Tekfenbank, uzun yıllar tek bir şubeyle faaliyet gösterecekti.
1990 yılında İspanya’nın üçüncü büyük bankası Banesto’nun yüzde 10 hisse satın almasıyla adından daha fazla söz ettiren Tekfenbank, kurulduğu günden itibaren bankacılık sektöründe temkinli, ama kararlı bir büyümenin temsilcisi oldu. Bu nedenle 1994 ekonomik krizini sorunsuz atlatan Tekfenbank, birçok bankanın kapanmak zorunda kaldığı 2001 krizini ise bir fırsat olarak değerlendirerek orta ölçekli bir ticari banka olan Bank Ekspres’i satın aldı. Böylece yıllar önce arzu edilen bir hayal hayata geçmiş ve Tekfenbank için mevduat bankası olma yolu açılmıştı.

Bank Ekspres’i satın alarak önemli bir çıkış yakalayan Tekfenbank, 2002 başlarında şube sayısını 30’a yükseltmişti. Tekfenbank’ın Bank Ekspres’i satın almasından sonra yönetimin belirlediği strateji, ya halka açılarak büyümeyi sürdürmek ya da yabancı bir ortakla birleşmek yönündeydi. 2000’li yılların ortalarından itibaren yabancı finans çevrelerinin Türkiye’deki bankacılık sektörüne ilgisinin artması, bu seçeneklerden ikincisini daha olanaklı hale getiriyordu.
Nitekim, 2005 Mayıs’ında Yunanistan’ın ikinci büyük bankası olan Eurobank EFG ile başlayan görüşmeler çok hızlı bir şekilde olgunlaştı ve 8 Mayıs 2006 tarihinde iki banka arasında bir ortaklık anlaşması imzalandı. İmzalanan anlaşma, Tekfenbank hisselerinin yüzde 70’inin Eurobank EFG’ye devredilmesini, ancak Tekfen Grubu’nun yüzde 29,26 hissesiyle stratejik ortaklığını devam ettirmesini öngörüyordu. Bankanın unvanı da yasal süreçlerin tamamlanması ve hisse devrini takiben 11 Ocak 2008 itibarıyla Eurobank Tekfen olarak değişti.
Eurobank Tekfen, 2006-2012 yılları arasında hızlı bir gelişme sergileyerek şube sayısını 60’a yükseltti. Eurobank Tekfen, artık Türkiye’nin önemli sanayi ve ticaret bölgelerinde, özellikle küçük ve orta işletmeler için ciddi bir iş ortağı haline gelmişti. Türkiye’nin canlı ve büyüyen ekonomisi de banka yönetiminin geleceğe güvenle bakmasını sağlıyordu.
Ne var ki Eurobank EFG, Yunanistan’da derinleşen ekonomik kriz nedeniyle 2011’de küçülme ve Eurobank Tekfen’deki hisselerini satma kararı aldı. Eurobank EFG’nin 9 Nisan 2012’de hisselerini Kuveytli Burgan Bank’a satacağını açıklamasının ardından Tekfen Grubu da, kendi kontrolündeki yüzde 29,26 oranındaki hisseyi aynı bankaya devredeceğini duyurdu. Aynı tarihte, bankanın devir işlemleri için tarafların tabi olduğu tüm resmi kurumların onay ve izinlerinin alınması için işlemlere başlandı. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun 6 Aralık’ta gerekli izni vermesiyle, Eurobank Tekfen ve tüm iştirakleri (EFG Menkul Değerler ve EFG Leasing) 21 Aralık 2012 tarihi itibarıyla Burgan Bank’a resmen devredildi.
Diğer taraftan Tekfen grup şirketlerinin sigorta ihtiyaçlarını karşılamak üzere 1981 yılında Teknik Servis ve Ticaret A.Ş. bünyesinde yürütülmeye başlayan sigortacılık faaliyetleri 1989 yılında Tekfen Sigorta Aracılık Hizmetleri A.Ş. adıyla ayrı bir şirket çatısı altında toplanmıştır. Söz konusu girişim hızla büyüyerek bugün Türkiye’nin en yüksek prim üretimine sahip aracı kuruluşlarından birine dönüşmüştür.

Türkiye’de Tüketim Alışkanlıklarının Değiştiği 1980’li ve 1990’lı Yıllar
Türkiye’de tüketim alışkanlıklarının değiştiği 1980’li ve 1990’lı yıllar, başta İstanbul olmak üzere Türkiye’nin büyük kentlerinde birbiri ardına çok sayıda alışveriş merkezinin açılışına sahne olmuştur. Tekfen’in Akkök ve İstikbal gruplarıyla ortak olarak kurduğu Akmerkez, söz konusu alışveriş merkezleri arasında ayrıcalıklı bir yere sahiptir. 1993 yılında kapılarını müşterilerine açan Akmerkez, gerek mimari özellikleri gerek ziyaretçi sayısı gerekse bina yönetimi ile uluslararası arenada da ses getirerek çok sayıda ödüle layık görülmüş ve 1995 yılında Avrupa’nın, 1996 yılında da dünyanın en iyi alışveriş merkezi seçilmiştir.
Aynı dönemde Tekfen, Akmerkez’deki tek bir mağazayla başlayıp kısa zamanda 25 mağazalı bir süpermarket zincirine dönüşen Makro, Türkiye’nin ilk yapı marketi olan Götzen ve Türkiye’yi “hipermarket” kavramıyla tanıştıran Belpa ile perakendecilik alanında hızlı bir genişleme yaşamış, ancak ana faaliyet konularına odaklanma stratejisi nedeniyle 2000 yılında bu girişimlerden çıkma kararı almıştır. Daha önce inşa ettiği uydukent projeleri ile konut ve gayrimenkul sektörünü daha yakından tanıma fırsatı bulan Tekfen yönetimi, 2000 yılında gerçekleştirilen yeni organizasyon çalışmaları kapsamında, gelecek vaat eden gayrimenkul projelerine yoğunlaşmak üzere bir Gayrimenkul Grubu kurulmasına karar vermiştir.

Türkiye’nin dünya çapında üne sahip olan en eski inşaat firması olan TEKFEN ülkemiz için bir gurur kaynağıdır.
Özellikle şirketin nereden başlayıp nereye geldiğini detaylı anlatmak istedim, her anlamda bir başarı hikayesi olan firma, ülkemize her anlamda katkı sağlamıştır ve sağlamaya da devam etmektedir.
BIST30 Yıldız Pazarda #TKFEN koduyla işlem görmektedir.








- Öz kaynak kullanımı istenen görüntünün altında.
- Dış kaynak kullanımı fazla ve dengesiz bir dağılımı var.

- Hisse fiyatı ucuz değil.
- Rasyoları vasatın altında.
- Endeksle hareket ediyor.
- Borçluluk kontrol edilebilir seviyede, güvenli bölgede.
- Karlılık vasatın çok altında.
- Büyüme makul.

Bilanço yorum :
- Firma Nisan 2022’de 256.7 milyon TL temettü dağıttı.
- Dönen varlıklarını geçen yılın aynı dönemine göre %80 arttırmış, rakam 8 milyar TL.
- Nakit değerlerini nispeten düşürmüş, rakam 169 milyon TL, aslında kasada ciddi bir artış var ancak nakit aşağıda anlattığım finansal yatırımlara kaymıştır.
- Firma büyük bir finansal yatırım yapmış, rakam 1.992 milyar TL, bu yatırım KKM olarak bankalarda tasarruf edilmiştir
- Ticari alacakları %99 artmış, rakam 2.105 milyar TL.
- Stoklarını %150 arttırmış, rakam 3.079 milyar TL.
- Müşteri sözleşmelerinden doğan alacakları 300 milyon TL arttırmış.
- Türev araçları 190 milyon TL artmış.
- Diğer alacakları 50 milyon TL artmış.
- Duran varlıklarını geçen yılın aynı dönemine göre %45 arttırmış, rakam 2.178 milyar TL.
- Finansal yatırımları %45 artmış, rakam 680 milyon TL.
- Ticari alacakları %120 artmış, rakam 125 milyon TL.
- Firma duran varlıklarını %38 artmış, rakam 965 milyon TL, bu kalemin 604 milyon TL’si yeni duran varlık yatırımlarından, 361 milyon TL değerlemelerden geliyor.
- Öz kaynak yöntemiyle değerlenen yatırımlarda 32 milyon TL artış var.
- Yatırım amaçlı gayrimenkullerinde 35 milyon TL artış var.
- Ertelenmiş vergi varlığı %250 artmış, rakam 289 milyon TL.
- Kısa vadeli yükümlülükleri geçen yılın aynı dönemine göre %100 artmış, rakam 8.376 milyar TL.
- Kısa vadeli borçları %110 artmış, rakam 2.199 milyar TL.
- 80 milyon TL banka kredisi kullanılmış.
- Ticari borçları %190 artmış, rakam 3.716 milyar TL.
- Diğer borçları %550 artmış, rakam 405 milyon TL.
- Müşteri sözleşmelerinden borçları %100 artmış, rakam 442 milyon TL.
- Türev araçlarından 286 milyon TL yükümlülük oluşmuş.
- Dönem karı vergi yükümlülüğü %95 artmış, rakam 211 milyon TL.
- Kısa vadeli karlılıkları 329 milyon TL artmış, toplam rakam 855 milyon TL, bu rakamın içerisinde 246 milyon TL çalışanlar için ayrılan rakam da var.
- Uzun vadeli yükümlülükleri geçen yılın aynı dönemine göre %85 artmış, rakam 567 milyon TL.
- Uzun vadeli borçlar %15 artmış, rakam 41 milyon TL.
- Ticari borçları %265 artmış, rakam 196 milyon TL.
- Karşılıklarda %120 artış gerçekleşmiş, rakam 165 milyon TL. (Kıdem Tazminatı)
- Diğer borçlarında 28 milyon TL artış gerçekleşmiş.
- Ertelenmiş vergi varlıklarında %120 artmış, rakam 137 milyon TL.
- Firmanın toplam varlıklarındaki artış geçen yılın aynı dönemine göre %125 artmış, rakam 10.167 milyar TL, firmanın kaynak kullanımında ki artış ise 8.943 milyar TL’dir, dolayısıyla firma 1.224 milyar TL büyümüş, ancak 393 milyon TL değerlemelerden gelen rakamı düşersek firma 831 milyon TL reel olarak büyümüştür.
- Firmanın satışları, %40 artmış, brüt karları %55 düşmüş ve esas faaliyet karları %165 düşerek eksi bir rakam gerçekleşmiştir geçen yılın aynı dönemine göre. Dolayısıyla firmanın dönem karı geçen yılın aynı dönemine göre %75 düşerek 105 milyon TL olarak gerçekleşmiş, olumsuz bir tablo.
- Öz kaynaklarını geçen yılın aynı dönemine göre %18 arttırmış, 1.170 milyar TL büyüme sağlamış.
- Kambiyo kasası artı pozisyonda ve artarak devam ediyor. Firmanın bu kasadan 2021 döneminde ettiği kar 1.450 milyar TL’dir, ilk çeyrekte kasanın karı 243 milyon TL’dir.
- Nakit akışı olumsuz.
Sonuç :
- Firma Nisan 2022’de 257 milyon TL temettü dağıtmış.
- Firma, birçok sektörde faaliyette bulunmaktadır ancak amiral gemisi inşaat üzerine kuruludur, firma başta Azerbaycan olmak üzere Dünya’nın birçok ülkesinde dev inşaat ve taahhüt işleri gerçekleşmektedir.
- Tekfen’in tüm dünyada bilinen bir marka değeri vardır.
- Firmanın mali verilerinde önemli bir sorun yoktur, karlılık noktasında ki sorunlara gelince artan maliyetler firmayı son derece olumsuz etkilemiştir. Önümüzdeki süreçte bu anlamda da gerekli adımlar atılacaktır
- Firma stoklarını önemli oranda arttırmıştır, bu pozisyonun firmaya önemli katkıları olacaktır.
- Firmanın dünyadaki işleri döviz üzerinden yapılmaktadır dolayısıyla gelirleri de dövizdir ancak artan maliyetler firmanın parite farkını silmiştir.
- Firma her zaman nakit değerlerini güçlü tutmaktadır, dolayısıyla bu kasayı döviz olarak tutmakta olan firma geçen yıl 1.5 milyar TL kar yazmışken firmanın 2021 yılı karı buna rağmen 839 milyon TL’dir, eğer kambiyo kasası olmazsa firma zarar açıklayacak, keza ilk çeyrekte de kambiyo kasasından 243 milyon TL kar etmiş ama ilk çeyrek karı sadece 105 milyon TL, eğer bu kasa olmazsa firma yine zarar açıklayabilirdi.
- Firma şu anda kambiyo kasasını TL’ye çevirerek KKM (Kur Korumalı Mevduata) yatırmıştır, dolayısıyla firmanın getirilerinde bir farklılık oluşmamıştır, bu hesaplardaki parası 1.992 milyar TL’dir.
- Firma bir devdir ve faaliyetlerine devam etmektedir, karlılık noktasında bir trende oturması gerekiyor, istikrarlı bir trend firmaya çok daha yakışacaktır.
- Firmanın hisse fiyatı ucuz değildir ancak firmanın değerleme yapmadığını da belirtelim, eğer bir değerleme yapılırsa hisse fiyatı makul seviyelere gelebilir.
YASAL UYARI
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeler yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, kişilerin risk ve getiri tercihleri dikkate alınarak kişiye özel sunulmaktadır. Burada yer alan ve hiçbir şekilde yönlendirici nitelikte olmayan içerik, yorum ve tavsiyeler ise genel niteliktedir. Bu tavsiyeler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlanmayabilir.
Servet KÖKÇÜ