featured
  1. Haberler
  2. Yazar
  3. Metaverse İkilemi Ve Yapay Zekalarda Siber DNA’ların Yapıtaşı Blokzincirler

Metaverse İkilemi Ve Yapay Zekalarda Siber DNA’ların Yapıtaşı Blokzincirler

Google'da Abone Ol
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

En temel anlamıyla blokzinciri, sürekli büyüyen, verileri depolayabilen bir dijital defterdir. Blokzinciri, blok adı verilen kronolojik sıraya göre düzenlenmiş, kriptografik kanıtlarla bağlanmış ve güvence altına alınmış eklemeli bir veri yapısıdır. Blokzinciri işlemleri, küresel olarak dağıtılmış bilgisayarlardan (düğümler) oluşan eşler arası bir ağ içinde gerçekleşir . Her düğüm, blokzincirinin bir kopyasını tutar ve ağın işleyişine ve güvenliğine katkıda bulunur. Dağıtılmış bir defter teknolojisi (DLT) olarak blokzinciri, kasıtlı olarak modifikasyona ve sahtekarlıklara (çift harcama gibi) karşı oldukça dirençli olacak şekilde tasarlanmıştır. Bu doğrudur, çünkü bir kayıt veritabanı olarak Bitcoin blokzinciri değiştirilemez ve pratik olmayan miktarda elektrik ve hesaplama gücü olmadan tahrif edilemez bu ağın “orijinal” dijital belgeler kavramını uygulayabileceği ve her birini oluşturabileceği anlamına gelir.

Bloklar kalıcı olarak birbirine ‘zincirlenir. Pratikte, “blokzinciri” değişmez bir ortamdır. Bilgisayar kodu biçiminde talimatlar içerir ve DNA’nın hücrelerdeki gibi binlerce düğümde kopyalanır. Bu arada düğüm kelimesi , bir bilgisayarı tek bir yerde tutan merkezi bir yönetici yerine, bir blokzinciri veri tabanının birçok özdeş kopyasının birden fazla bilgisayardan oluşan büyük bir ağda bulunduğu anlamını taşır. Bu bilgisayarlar; düğümlerdir (Nodes) . Bu açıdan bakıldığında Blokzinciri birçok özdeş DNA kopyası içeren hücrelere çok benzerler.

Bir blokzinciri, hesaplamalara yanıt verir. DNA gibi kapalı devre bir sistemde gelişir, uyum sağlar, kendi kendini düzenler ve çoğalır. Bu nedenle Blokzinciri teknolojisi, yaşamın teorik bir tanımını karşılayabilecek bir özellik kazanır.

Blokzinciri ile bilinen tüm yaşamın genetik planı olan kendi kendini kopyalayan bir molekül olan DNA arasında bir dizi işlevsel ve yapısal benzerlikler vardır. Daha fazlasına hazır mısınız? Blokzinciri sistemi biyolojik yaşam döngüsü içerisinde olası avantajlara sahiptir. Bir blokzinciri sistemi, verileri biyolojik soylardan bile daha verimli bir şekilde yeni bloklara (torunlarına) aktarabilir. Devralınan bu özellikler, evrimlerini birbirlerine yönlendirmek için geliştirilir. Karbon temelli biyolojik yaşamlarımızdan farklı olarak, teknolojik yaşam biçimleri teoride ve belki de gelecekte potansiyel olarak sınırsız bir ömre sahip olabilir. Kim bilir? Kendi kendini düzenleyen sistemler, her gün incelediğimiz biyolojik yaşamdan ayırt edilemez hale gelme yolunda olabilir. Yapay sinir ağlarına dayanan yapay zeka ( AI ), işlemleri bir beynin yaptığı gibi koordine eder. Yapay zekaların edindiği deneyim ve bilgilerin dijital DNA yapısında olan bloklarla sibernetik bir sistem ile aktarması mümkündür. Bu anlamda blokzinciri modern dünyanın yeni yaşam yapı taşı olarak karşımıza çıkması içten bile değildir.

Hesaplama sistemleri, biyolojik yaşam formlarıyla birçok benzerliği paylaşır. Özellikle Blockchain, yaşamın bazı özelliklerini sergiler ve en azından teoride yaşamın tanımını karşılayabilir. Hesaplama açısından bakıldığında, DNA ve genetiğin evrimi yönlendirme biçimleri ile blok zincir düğümlerinin teknolojik ilerlemeyi nasıl yönlendirdiği arasında benzerlikler vardır. Blokzincirlerin aslında biyolojik bir hücre gibi canlı olduğunu iddia etmiyorum. Ancak “blokzinciri temelli” bir organizmanın “bazı yaşam tanımlarına uyduğu” ve evrimsel uyum ve gelişim açısından biyolojik yaşamı geçebileceği iddiası beni de dehşete düşürüyor. Blok zincir ağlarının biyolojik yaşam için yaygın olarak kabul edilen tüm kriterleri takip ettiğini, sadece biyolojik kısım olmadan ve sonunda tıpkı bir organizma gibi büyüyüp gelişebileceğini savunuyorum.

Blockchain, sadece işlemler ve kayıt tutma için değil miydi? Bütün bir canlı organizmanın kopyası gibi, bir yapay zekayı kopyalamak için yeterli dijital talimat içerebilir mi? Makine öğreniminin kendini geliştirme kabiliyetini blokzincirinin kendini koruma tasarımı ile birleştirdiğimizde, daha sonra kendi çalışmamızı yürütmek için güveneceğimiz AI’ları korumak için makine DNA’sının dijital bir versiyonunu blokzinciri kullanarak yaratacak mıyız? DNA’nın sınırlı boyuttaki depolama yeteneğine karşı, Blokzincir’in sınırsız boyuta ulaşabilme kabiliyeti, edinilmiş özelliklerin tamamının yavrularına (bloklara) aktarma yeteneği, programlanmış bir ölüm senaryosu veya ölümsüzlük kabiliyeti yeni ve üstün bir DNA modelini ortaya koyar mı?

Bu avantajlar, teorik olarak böyle bir blokzinciri üzerinde çalışan AI’nın doğal seçilimin rastgeleliğine benzeyen ancak ondan daha fazla yöne sahip bir şekilde gelişmesine izin verebilir ve sonuçta kendisini daha akıllı hale getiren yapay genel zekanın doğuşuna neden olabilir.

Şimdi yukarıda bahsi geçen birçok kavramı biraz ezoterik şekilde ele alarak günümüz kripto dünyasının gelişimine ışık tutalım. Evet! DNA’lar bizim soy kimliğimizdir. Soyumuzun kanıtı bizi biz yapan özelliklerin temel yaşam formudur. Biyolojik yaşam için sahip olunan tüm kriterlerle benzerliğe ve hatta üstünlüğe sahip olan Blokzincir, Yapay zekanın DNA’larını oluşturabilir mi? Evet! Bugün Metaverse aldatmacaları ile Avatar’lara siber DNA ruhu üfleyenler, tıpkı Ortaçağ kiliselerinin yaptığı gibi öteki dünya da cennet satmaktadırlar. Biyolojik hayatınız son bulsa da öğrenmeye ve yaşamaya devam eden ölümsüz avatarların zombi cenneti. Bugün milyon dolarlık jpeg tabloların satıldığı NFT’ler bu kadar masum olabilir mi? Öğrenebilen NFT’ler! Sizi taklit eden NFT avatarlar! Sizde olmayanı size verecek olan kusursuz sahte cennetin zombi jönleri.

Amaç ne?

Amaç yaratıcıyı tamamen tedavülden kaldırmak ve tanrısız veya meta Olimpos’taki Zeus’ların hükümran olduğu yeni meta toplumunun bireylerinin Z kuşağı betimlemesi ile idam fermanını adeta bir ödül gibi zihinlerine çakmaktır.

Yani Metaverse, insanlığa “cennetin anahtarını” vereceğini söylüyor. Tıpkı bir zamanlar bunu söyleyen kimi din adamları gibi, Marc Zuckerberg Metaverse vaizliğini başlattı. Metaverse’i ,sosyal etkileşimin kutsal kâsesi olarak lanse etmesi de ona manevi bir kimlik kazandırmaya çalıştığını açıkça gösteriyor. Onun bize altın tepsi ile sunduğu dünya, bu dünyadaki kimliğimizden kaçışın adresi olacak.  İnsanların içinde yaşadıkları distopik gerçeklikten kaçmanın bir yolu olarak keşfe çıktıkları çevrimiçi dünyanın yeni adı Metaverse olacak.

Web 2.0 da paylaşılan ne kadar dini içerik varsa bunlar bir veri noktasında toplanıp yapay zekâ tarafından işlenerek “amaca uygun” maskeleriyle Metaverse dünyasında piyasaya sürülecek. Üç boyutlu sanal peygamberler manevi bir tatmin yaşayabileceğimiz dünyanın rehberleri rolünü üstlenecekler. Derdimizi anlatmadan derman olacaklar, bizi bizden daha iyi tanır olacaklar. İnternetteki izlerimiz, dijital tanrılarımızın bizim hakkımızda her şeyi bilmesini sağlayacak ve bizi her halimizle kabul eden, gerçekte bir sorumluluk yüklemeyen “sanal cennet”imiz bir süre sonra gerçeğimiz olmaya başlayacak. Tanrı’nın Eşref-i mahluk olarak nitelendirdiği ve bu şerefin muhafazası karşılığında vaat edilen sonsuz cennetin, belhum adal seviyesinde sahte cennetle takas pazarlılığının adıdır Metaverse.

Öteki dünya aldatmacası, dinin “gerçek” saadeti öte dünya için vaat ettiği, ama spiritüel oluşumların bunun öte dünyaya gitmeden de bu hayatta pekâlâ mümkün olabileceği kurmacasıdır. Modern bireyin algısına göre, dinler bu manada kişiye bir “kurallar ve yükümlülükler” bütünü ile gelirken, özellikle siber spiritüel akımlar ve Peygamber 3.0’lar yalnızca kolay cennet vaadi ile gelirler.

İşte bu yeni dünyanın tanrıları ve peygamberleri çoktan seçildi, DNA’larına kadar bizi içerisine girdap gibi çekecek sarmallar blokzincir ile kripto varlıkların gölgesinde hayatımıza çoktan girdi. Abı hayat suyu Avatarlara içirildi ve ölümsüz zombi avatarlar yaratıldı. Genesis blok olan Adem 2009 yılından beri hayatımızda pek tabiki evvelinde Avatar’sı maymunlar da oldu. Bize düşen görev Hazerfen’in kanatlarını kesmek değildir. Müslüman toplumlara düşen agah olmak ve Emr-i Bil Maaruf, Neyh-i anil münker seviyesinde tüm yatayları dikeye çevirircesine onların dünyasında NUH tufanını başlatmak ve Z kuşağı tabir edilen neslimizi yeniden peygamber aşığı nesillere dönüştürmektir. Bunun için Avatarlarımızı yeni bir sanal cihad için hazırlamalıyız. Ne de olsa ilim Çin’de de olsa gitmek artık kolay!

Yorumlar kapalı.

Giriş Yap

Finansopia ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!