Fitch Ratings, Türkiye ekonomisine ilişkin güncel değerlendirmesinde, kısa vadede faiz indirimi beklentisinin zayıf olduğunu açıkladı. Kurum, rezervlerde toparlanma sinyalleri görülse de enflasyon ve jeopolitik risklerin para politikasında temkinli duruşu zorunlu kıldığını vurguladı.
Para Politikasında Temkinli Duruş Sürüyor
Fitch Ratings Kıdemli Direktörü Erich Arispe Morales, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın kısa vadede faiz indirimi konusunda acele etmeyeceğini belirtti. Açıklamada, mevcut ekonomik koşulların para politikasında ihtiyatlı yaklaşımı gerekli kıldığı ifade edildi.
Morales, bir sonraki para politikası toplantısında faiz indirimi beklenmediğini, olası indirimlerin yıl içinde başlayabileceğini ancak sınırlı kalabileceğini dile getirdi.
Rezervlerde Toparlanma Sinyalleri
Raporda, son dönemde Türkiye’nin rezerv görünümünde kısmi bir iyileşme yaşandığına dikkat çekildi. Daha önce yaşanan düşüşte merkez bankası müdahaleleri ve altın fiyatlarındaki dalgalanmaların etkili olduğu belirtilirken, mevcut tabloda baskının azaldığı ve net rezervlerde toparlanma ihtimalinin güçlendiği kaydedildi.
Fitch’e göre Türkiye’nin toplam rezervlerinin yıl sonunda yaklaşık 164 milyar dolar seviyesine ulaşması bekleniyor.
Enflasyon ve Enerji Fiyatları Risk Oluşturuyor
Kurum, Türkiye için enflasyon beklentisini yukarı yönlü revize etti. Buna göre 2026 yıl sonu enflasyon tahmini yüzde 27 seviyesine çıkarıldı. Enerji fiyatlarının, özellikle petrolün yüksek seyretmesinin enflasyon ve cari denge üzerinde belirleyici olmaya devam ettiği vurgulandı.
Temel senaryoda petrol fiyatlarının yıl içinde 70 dolar civarında dengelenmesi öngörülürken, zirvenin ikinci çeyrekte görülebileceği ifade edildi.
Cari Açık ve Dış Borç Görünümü
Fitch’in değerlendirmesinde Türkiye’nin cari açık tahmini de güncellendi. Cari açığın milli gelire oranının yaklaşık yüzde 2,5 seviyesine yükseltildiği, ancak bu seviyenin yönetilebilir olduğu belirtildi.
Türkiye’nin kısa vadeli dış borcunun yaklaşık 239 milyar dolar düzeyinde olduğu ifade edilirken, bu rakamın rezervlere kıyasla yüksek olduğuna dikkat çekildi. Buna karşın Türkiye’nin dış finansmana erişim kapasitesini koruduğu ve belirsizlik dönemlerinde dahi finansman bulabildiği kaydedildi.
Küresel Riskler ve IMF Tahminleri
Jeopolitik gelişmelerin ekonomik görünüm üzerindeki etkisine de değinilen raporda, özellikle İran kaynaklı risklerin hem küresel ekonomi hem de Türkiye’nin makro dengeleri üzerinde baskı oluşturduğu ifade edildi.
Öte yandan Uluslararası Para Fonu da Türkiye’ye ilişkin büyüme beklentilerini aşağı yönlü revize etti. IMF’ye göre Türkiye ekonomisinin 2026’da yüzde 3,4, 2027’de ise yüzde 3,5 oranında büyümesi bekleniyor. Enflasyonun ise 2026 sonunda yüzde 28,6, 2027’de yüzde 21,4 seviyesinde gerçekleşeceği öngörülüyor.