Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 2027-2029 Orta Vadeli Programı kapsamında Türkiye ekonomisi için belirlenen büyüme, ihracat ve gelir hedeflerini açıkladı. Program döneminin sonunda milli gelirin 2,2 trilyon doların üzerine, kişi başına gelirin 25 bin dolara, mal ve hizmet ihracatının ise 450 milyar dolara çıkarılmasının hedeflendiğini söyledi.
Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu’nun (TİSK) düzenlediği 4’üncü Birlikte Daha Güçlü Bir Gelecek Zirvesi’nde konuşan Yılmaz, enflasyonla mücadeleden sosyal konuta, deprem harcamalarından büyüme görünümüne kadar ekonomi gündemindeki başlıklara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Enflasyonla mücadelede konut, gıda ve ulaşıma odaklanılacak
Yılmaz, enflasyonla mücadelenin yalnızca para politikası üzerinden yürütülmediğini belirterek maliye politikası ve arz yönlü tedbirlerin de eş zamanlı uygulandığını söyledi.
OVP kapsamında 2027 yılı için enflasyonun yüzde 21’e düşürülmesinin hedeflendiğini hatırlatan Yılmaz, özellikle konut, gıda ve ulaşım alanlarında arzı güçlendirecek adımların sürdürüleceğini ifade etti.
Yılmaz, “Enflasyonla mücadele kapsamında arz yönlü tedbirlerimizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Bu kapsamda konut, gıda ve ulaşım alanlarına yoğunlaşıyoruz” dedi.
Sosyal konut bütçesi 250 milyar TL’ye çıkarıldı
Konut arzının artırılmasına yönelik politikaların enflasyonla mücadelede önemli bir yer tuttuğunu belirten Yılmaz, 500 bin konut ve kiralık sosyal konut programının devam ettiğini söyledi.
Sosyal konut yatırımları için ayrılan bütçe ödeneğinin yüzde 150 artırıldığını açıklayan Yılmaz, 100 milyar TL seviyesindeki kaynağın 250 milyar TL’ye yükseltildiğini bildirdi.
Gıda fiyatlarını etkileyen arz koşullarına yönelik olarak sulama yatırımlarına ayrılan kaynağın da 100 milyar TL’yi aştığını belirtti.
Ulaşım enflasyonuna ilişkin değerlendirmesinde ise bölgesel savaşların enerji maliyetleri üzerindeki etkisine ve yerel yönetimlerin şehir içi ulaşım ücretlerinde yaptığı yüksek oranlı artışlara dikkat çekti.
Türkiye’nin risk primi 220 puanın altına geriledi
Türkiye ekonomisinin dış şoklara karşı dayanıklılığının güçlendiğini savunan Yılmaz, ülke risk primindeki gerilemeye işaret etti.
Birkaç yıl önce 700 puan civarında bulunan Türkiye’nin kredi risk priminin (CDS) 220 puanın altına indiğini belirten Yılmaz, savaş koşulları yaşanmasaydı CDS’in 200 baz puanın da altına gerileyebileceğini değerlendirdiklerini söyledi.
Risk primindeki düşüşün hem kamunun hem de özel sektörün yurt dışı finansman maliyetlerine olumlu yansıdığını belirtti.
TL mevduatın payı yüzde 61,5’e yükseldi
Yılmaz, toplam mevduat içerisinde Türk lirasının payının yüzde 31,6’dan yüzde 61,5’e yükseldiğini açıkladı.
Kur Korumalı Mevduat sisteminin “yumuşak bir geçişle” sıfırlandığını belirten Yılmaz, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası rezervlerinin de geçmiş yıllara kıyasla daha güçlü bir seviyeye ulaştığını söyledi.
Deprem için yapılan ek harcamalar 104 milyar dolara ulaşacak
6 Şubat depremlerinin ardından yürütülen yeniden inşa çalışmalarına ilişkin rakamları da paylaşan Yılmaz, depremin yaralarının sarılması amacıyla yapılan ilave kamu harcamalarının 2026 sonunda 104 milyar dolara ulaşacağını açıkladı.
Son üç yılda yaklaşık 455 bin konutun inşa edildiğini belirten Yılmaz, depremden etkilenen 11 şehirde konutların yanı sıra yollar, hastaneler, okullar ve organize sanayi bölgelerinin yeniden inşa edildiğini ifade etti.
Deprem harcamalarının mali yükünün bir süre daha devam edeceğini ancak bütçe içerisindeki ağırlığının zamanla azalacağını söyledi.
2026 büyüme tahmini yüzde 3,3
OVP’de Türkiye ekonomisinin 2026 yılında yüzde 3,3 büyümesi öngörülüyor.
Yılmaz, büyüme oranının 2027’de yüzde 4,2’ye yükselmesinin beklendiğini belirtti.
Yüzde 4,2’lik büyüme beklentisinin Türkiye’nin tarihsel ortalaması ve potansiyel büyüme hızının altında kaldığını ifade eden Yılmaz, bunun enflasyonla mücadele dönemindeki dengeli politika yaklaşımının sonucu olduğunu söyledi.
Yılmaz, fiyat istikrarının sağlanması ile ekonomik büyümenin birlikte ele alındığını vurguladı.
2029’da kişi başına gelir hedefi 25 bin dolar
OVP’nin son yılına ilişkin makroekonomik hedefleri de açıklayan Yılmaz, 2029 sonunda Türkiye’nin nominal milli gelirinin 2,2 trilyon doların üzerine çıkarılmasının amaçlandığını bildirdi.
Aynı dönemde kişi başına düşen gelirin 25 bin dolar seviyesine ulaşması hedefleniyor.
Türkiye’nin mal ve hizmet ihracatında ise 2029 yılı için 450 milyar dolarlık hedef bulunuyor.
Program döneminde büyümenin kademeli olarak hızlandırılması, enflasyonun tek haneli seviyelere yaklaştırılması, dış dengenin iyileştirilmesi ve yüksek katma değerli üretimin artırılması hükümetin temel ekonomi hedefleri arasında yer alıyor.