Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2025 yılının ikinci Finansal İstikrar Raporunu yayımladı. Raporda, sıkı parasal duruşun dezenflasyon sürecine katkı vermeye devam ettiği, Türk lirası varlıklara yönelimin arttığı ve rezervlerin güçlendiği belirtildi.
Sıkı Parasal Politika ve Dezenflasyon Süreci
TCMB Başkanı Fatih Karahan, rapora yazdığı önsözde sıkı finansal koşulların dezenflasyonu desteklediğini ifade etti. Raporda, para politikasındaki sıkılığın kredi büyümesini hedeflerle uyumlu seviyelerde tuttuğu vurgulandı. Kredi ve mevduat fiyatlamalarının politika faizi doğrultusunda şekillendiği, piyasa beklentilerini yakından takip eden bir görünüm sergilediği aktarıldı.
Makroihtiyati adımların etkisiyle yabancı para cinsi kredilerde belirgin bir yavaşlama görülürken, parasal aktarım mekanizmasının güçlendiği değerlendirildi.
Finansal Koşulların Aktif Kalitesine Etkisi
Raporda, finansal koşullardaki sıkılığın aktif kalite göstergelerine kısmen yansıdığı belirtildi. Bireysel kredilerin, firma kredilerine kıyasla daha zayıf bir performans sergilediği ifade edildi.
TL Varlıklara Talep Yükseldi, Rezervler Güçleniyor
Yılın ilk çeyreğinde finansal piyasalarda yaşanan dalgalanmaların ardından istikrarın yeniden sağlanmasıyla birlikte TL varlıklara ilginin arttığı kaydedildi. TL mevduatın toplam mevduatlar içindeki yüksek payını koruduğu, Merkez Bankası rezervlerinde ise güçlenmenin sürdüğü açıklandı.
Raporda ayrıca, kur korumalı mevduat (KKM) hesaplarında açılış ve yenileme işlemlerinin sonlandırılmasıyla bu hesapların toplam içindeki payının oldukça düşük seviyelere gerilediği belirtildi.
Risk Priminde İyileşme, Finansmana Erişimde Olumlu Seyir
Küresel belirsizliklere karşın Türkiye’nin risk primindeki iyileşmenin devam ettiği ifade edildi. Bankaların ve reel sektörün uluslararası piyasalardan finansmana erişiminde olumlu görünümün korunduğu vurgulandı.
Bankacılık Sektörü Güçlü Yapısını Koruyor
Finansal İstikrar Raporu’nda bankacılık sektörünün artan kârlılığı, güçlü likidite pozisyonu ve sağlam sermaye tamponlarıyla makroekonomik istikrara katkı sunduğu belirtildi. Bu unsurların finansal sistemin dayanıklılığını desteklemeye devam ettiği ifade edildi.