Deutsche Bank, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’na ilişkin yeni analizinde fonlama politikasında normalleşme beklentisini Haziran ayından Temmuz ayına erteledi. Banka, TCMB’nin enflasyon raporunda ara hedeflerini yukarı yönlü revize etmesini daha gerçekçi bir yaklaşım olarak değerlendirirken, faiz indirim döngüsünün de Eylül ayında başlayabileceğini öngördü.
TCMB’nin Enflasyon Raporu Sonrası Yabancı Kurum Analizleri Sürüyor
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın enflasyon raporunda ara hedeflerini yükseltmesinin ardından, yabancı finans kuruluşlarının Türkiye ekonomisine ve para politikasına ilişkin değerlendirmeleri devam ediyor. Bu kapsamda son analizlerden biri Deutsche Bank tarafından yayımlandı.
Deutsche Bank Ekonomisti Yiğit Onay imzasıyla hazırlanan 15 Mayıs tarihli raporda, TCMB’nin enflasyon tahminlerinde yaptığı revizyonların mevcut koşullar altında daha gerçekçi bulunduğu belirtildi. Raporda, Merkez Bankası’nın para politikasında “bekle-gör” yaklaşımını sürdürebilecek alanı bulunduğu, ancak enflasyon beklentilerindeki bozulmanın bu alanı giderek daralttığı ifade edildi.
Deutsche Bank Revizyonları Daha Gerçekçi Buldu
Deutsche Bank, TCMB’nin geniş tahmin aralıkları yerine nokta tahminlere odaklanmasını stratejik bir tercih olarak değerlendirdi. Raporda, bu yaklaşımın yüksek belirsizlik ortamında Merkez Bankası’na politika esnekliği sağladığı, aynı zamanda piyasa nezdindeki inandırıcılığı dengelemeye yardımcı olduğu belirtildi.
Banka, TCMB’nin son enflasyon raporunu, ağır bir arz şoku altında bulunan ekonomide daha gerçekçi bir enflasyon patikasına dönüş olarak yorumladı. Enerji ve gıda fiyatlarındaki baskılar, jeopolitik gelişmeler ve petrol fiyatlarındaki yukarı yönlü hareket, enflasyon görünümünde risklerin yüksek kalmasına neden olan başlıklar arasında gösterildi.
TCMB’nin Tonu Dengeli Bulundu
Deutsche Bank raporunda, TCMB’nin iletişim tonu “bilinçli bir denge” olarak tanımlandı. Ekonomik aktivitede görülen zayıflama, enerji ve gıda kaynaklı şoklar ile hizmet enflasyonunda izlenen yumuşama sinyalleri, Merkez Bankası’nın politika alanını destekleyen unsurlar arasında değerlendirildi.
Buna karşın raporda, orta vadede en önemli riskin enflasyon beklentilerindeki bozulma olduğu vurgulandı. Deutsche Bank’a göre beklentilerdeki kötüleşme, TCMB’nin daha temkinli bir para politikası duruşuna bağlı kalmasını gerektiriyor. Bu nedenle Merkez Bankası’nın erken ve hızlı bir normalleşme sürecine girmesi daha zor görünüyor.
Fonlamada Normalleşme Beklentisi Temmuz Ayına Kaydı
Deutsche Bank, jeopolitik belirsizlikler ve petrol fiyatlarındaki yükseliş eğiliminin para politikasında normalleşmeyi geciktirdiğini belirtti. Bu çerçevede banka, daha önce Haziran ayı için öngördüğü haftalık repo fonlamasına dönüş beklentisini Temmuz ayına erteledi.
Raporda, TCMB’nin fonlama kompozisyonunda normalleşmeye daha temkinli yaklaşabileceği ifade edildi. Merkez Bankası’nın mevcut koşullarda likidite ve faiz koridoru üzerinden sıkı duruşunu koruyarak, enflasyon beklentilerindeki gelişmeleri izlemeyi tercih edebileceği değerlendirildi.
Faiz İndirim Döngüsü İçin Eylül Beklentisi
Deutsche Bank, daha önce Temmuz ayında başlamasını beklediği faiz indirim döngüsüne ilişkin tahminini de revize etti. Banka, faiz indirimlerinin artık Eylül ayında başlayabileceğini ve yıl sonunda politika faizinin yüzde 35 civarında oluşabileceğini öngördü.
Banka daha önce yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 24 seviyesinden yüzde 29’a yükseltmişti. Enflasyon beklentilerindeki bozulma ve petrol fiyatlarındaki yukarı yönlü riskler, para politikasında gevşeme alanını sınırlayan başlıklar arasında yer aldı.
Haziran Ayında Faiz Artışı İhtimali Dışlanmadı
Deutsche Bank analizinde öne çıkan başlıklardan biri de örtülü sıkılaşmanın resmi bir faiz artışıyla desteklenme ihtimali oldu. Raporda, TCMB Başkanı Fatih Karahan’ın faiz koridoru üzerinden sağlanan sıkılaşmanın “yeni normal” haline gelmesinden rahatsız olduğu belirtildi.
Banka, jeopolitik zeminin daha da kötüleşmesi halinde Haziran ayında bir hafta vadeli repo faizinde artış ihtimalinin göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade etti. Deutsche Bank’a göre böyle bir senaryoda TCMB, haftalık repo faizini 300 baz puan artırarak yüzde 40 seviyesine çıkarabilir.
Bu adımın atılması halinde, Mart ayından bu yana uygulanan örtülü sıkılaşmanın resmileşmiş olacağı değerlendirildi. Raporda, TCMB’nin faiz koridoru ve fonlama kanalları üzerinden yürüttüğü sıkı para politikası duruşunun, enflasyon beklentileri ve kur istikrarı açısından belirleyici olmaya devam edeceği kaydedildi.