Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program’a ilişkin değerlendirmesinde, Türkiye ekonomisinin 2026 sonunda 1,8 trilyon doların üzerinde milli gelire ulaşmasının ve kişi başına düşen gelirin ilk kez 20 bin dolar seviyesine yaklaşmasının beklendiğini açıkladı. Yılmaz, yıl sonu enflasyon tahmininin yüzde 28,4, büyüme tahmininin ise yüzde 3,3 olduğunu belirtirken, brüt rezervlerin 28 Ağustos 2026 itibarıyla 188,2 milyar dolara yükseldiğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı İbrahim Şenel, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen “Orta Vadeli Program Uluslararası Medya Buluşması” kapsamında yabancı basın mensuplarıyla bir araya geldi. Yılmaz, OVP’nin makroekonomik tahminlerin yanı sıra kamu gelirleri, harcamaları, borçlanma çerçevesi ve reform gündemini de belirlediğini ifade etti.
2026 büyüme tahmini yüzde 3,3’e indirildi
Yılmaz, küresel ekonomideki zayıflama ve dış talepteki bozulmanın Türkiye’nin ekonomik görünümünü de etkilediğini söyledi.
Geçen yıl OVP hazırlanırken Türkiye’nin ticaret ortaklarının büyüme oranına ilişkin uluslararası tahminlerin yüzde 2,4 seviyesinde olduğunu hatırlatan Yılmaz, bu oranın bugün yüzde 1,6’ya gerilediğini belirtti. Sanayi üretimi tarafında da daha önce yüzde 3,4 büyüme öngörülürken, güncel tahminlerin yüzde 0,5 daralmaya işaret ettiğini ifade etti.
Türkiye’nin 2026 büyüme tahmini bu gelişmelerin ardından yüzde 3,8’den yüzde 3,3’e revize edildi.
Yıl sonu tüketici enflasyonu tahmini ise daha önceki yüzde 16 seviyesinden yüzde 28,4’e yükseltildi. Yılmaz, OVP’nin yılda bir kez güncellenmesi nedeniyle söz konusu değişikliğin Merkez Bankası’nın yıl içindeki ara güncellemelerini topluca yansıttığını söyledi.
Brent petrol tahmini 64,3 dolardan 89,3 dolara çıktı
Küresel enerji fiyatlarındaki yükseliş OVP’deki tahminlerin revize edilmesinde önemli rol oynadı.
Geçen yıl hazırlanan programda 2026 için ortalama Brent petrol fiyatı 64,3 dolar olarak öngörülürken, güncel hesaplamalarda bu rakam 89,3 dolara yükseldi. Yılmaz, enerji dışı emtia fiyatlarında da artış yaşandığını ve küresel enflasyonun yukarı yönlü hareket ettiğini belirtti.
Enerji faturasının daha önce 63 milyar dolar seviyesinde tahmin edildiğini hatırlatan Yılmaz, yeni beklentinin 71 milyar dolar olduğunu açıkladı.
Dış ticaret açığına ilişkin tahmin de 96 milyar dolardan 105 milyar dolara yükseldi. Turizm gelirleri beklentisi ise 68 milyar dolardan 65 milyar dolara indirildi.
TL mevduat güçlendi, KKM sıfırlandı
Yılmaz, ekonomi programının finansal piyasalardaki etkilerine ilişkin olarak Türk lirası mevduatların son üç yılda önemli ölçüde arttığını, döviz mevduatlarının toplam içindeki payının ise yüzde 40’ın altına gerilediğini söyledi.
Kur Korumalı Mevduat bakiyesinin tamamen ortadan kaldırıldığını belirten Yılmaz, bunun finansal istikrar üzerinde olumsuz etki yaratmadan gerçekleştirildiğini ifade etti.
Yılmaz’a göre 2023 yılı Mayıs ayında 98,5 milyar dolar seviyesinde bulunan Türkiye’nin brüt rezervleri, 28 Ağustos 2026 itibarıyla 188,2 milyar dolara yükseldi.
Böylece üç yılı aşkın dönemde rezervlerde yaklaşık 90 milyar dolarlık artış gerçekleşti.
CDS 700 puanın üzerinden 220’nin altına indi
Türkiye’nin risk primindeki düşüşe de dikkat çeken Yılmaz, CDS’in Mayıs 2023’te 700 baz puanın üzerinde bulunduğunu, mevcut durumda ise 220 baz puanın altına gerilediğini söyledi.
Yılmaz, risk primindeki gerilemenin hem kamu hem de özel sektör açısından özellikle döviz cinsinden borçlanma maliyetleri bakımından önem taşıdığını belirtti.
Türkiye’nin kamu borcunun GSYH’ye oranının yüzde 23,9, şirket borçlarının GSYH’ye oranının ise yüzde 38,9 seviyesinde bulunduğunu ifade eden Yılmaz, şirket borçluluğunun gelişmekte olan piyasalardaki yüzde 52,4 ve gelişmiş ekonomilerdeki yaklaşık yüzde 90 seviyelerinin altında olduğunu söyledi.
Cari açık yüzde 2,3 seviyesinde
Yılmaz, 2024 ve 2025 yıllarında cari işlemler açığının milli gelire oranının yüzde 2’nin altında kaldığını belirtti.
2026’da cari açığın geçici olarak yüzde 2,3 seviyesine yükseldiğini söyleyen Yılmaz, artışın önemli bölümünün bölgedeki savaşın enerji ve dış ticaret üzerindeki etkilerinden kaynaklandığını savundu.
Mevcut cari açık oranının Türkiye’nin tarihsel ortalamalarının altında bulunduğunu ifade etti.
Yıl sonu enflasyon tahmini yüzde 28,4
Türkiye’de yıllık enflasyonun Mayıs 2024’te yüzde 75,5 seviyesine kadar çıktığını hatırlatan Yılmaz, Ağustos 2026 itibarıyla enflasyonun yüzde 31,5 seviyesine gerilediğini söyledi.
Yılmaz, arz kaynaklı baskılar nedeniyle dezenflasyon hızının geçici olarak yavaşladığını, ancak 2026’nın son çeyreğinde düşüşün yeniden belirginleşmesini ve yıl sonunda enflasyonun yüzde 28,4’e gerilemesini beklediklerini açıkladı.
Gıda, yakıt, doğal gaz ve ulaştırma hizmetlerinden oluşan ve TÜFE sepetinin yüzde 34,5’ine karşılık gelen kalemlerin küresel enerji ve emtia fiyatlarındaki yükselişten doğrudan etkilendiğini belirten Yılmaz, bu gruplar hariç tutulduğunda temel enflasyon eğilimindeki düşüşün devam ettiğini ifade etti.
Milli gelirde 1,8 trilyon dolar hedefi
Yılmaz, 2026 sonunda Türkiye’nin milli gelirinin 1,8 trilyon doları aşmasını beklediklerini açıkladı.
Kişi başına düşen milli gelirin de ilk kez 20 bin dolar seviyesine yaklaşmasının öngörüldüğünü belirten Yılmaz, sonraki iki yılda bu seviyenin üzerinde kalınmasının beklendiğini söyledi.
Ekonomi yönetiminin temel hedefinin enflasyonu yeniden tek haneye indirmek, mali disiplini güçlendirmek ve üretim kapasitesini artırmak olduğunu ifade eden Yılmaz, kritik girdilerde arz güvenliğinin de program dönemindeki önceliklerden biri olacağını belirtti.
Büyüme 2029’da yüzde 5’e ulaşacak
Yeni OVP’de Türkiye ekonomisinin büyüme hızının kademeli olarak artması öngörülüyor.
2026 için yüzde 3,3 olarak tahmin edilen büyümenin 2027’de yüzde 4,2’ye, 2028’de yüzde 4,6’ya ve 2029’da yüzde 5’e ulaşması hedefleniyor.
Program kapsamında tarımda teknoloji ve verimliliğin artırılması, sanayide üretim kapasitesi ve teknolojik yoğunluğun yükseltilmesi, hizmet sektöründe ise bilgi ve teknolojiye dayalı yüksek katma değerli faaliyetlerin payının büyütülmesi planlanıyor.
Toplam faktör verimliliğinin 2026 büyümesine yaklaşık 1,2 puan katkı vermesi, programın sonraki yıllarında ise yıllık yaklaşık 1,1 puanlık katkının sürmesi bekleniyor.
OVP döneminde 2,1 milyon yeni istihdam öngörülüyor
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, program dönemi boyunca işsizlik oranının yüzde 8’in altına indirilmesinin hedeflendiğini söyledi.
2027-2029 döneminde toplam 2,1 milyon ilave istihdam oluşturulması planlanıyor. Bu rakam yıllık ortalama yaklaşık 700 bin yeni istihdama karşılık geliyor.
İstihdam artışının yalnızca ekonomik büyümeyle değil, iş gücü piyasası reformları, aktif iş gücü politikaları, mesleki eğitim ve beceri kazandırma programlarıyla desteklenmesi hedefleniyor.
Enflasyonda 2027 hedefi yüzde 21
OVP’de dezenflasyon sürecinin 2027’den itibaren hız kazanacağı öngörülüyor.
Yılmaz’ın açıkladığı programa göre enflasyonun 2026 sonunda yaklaşık yüzde 28, 2027’de yüzde 21, 2028’de yüzde 13,5 seviyesine gerilemesi ve programın sonunda yeniden tek haneli seviyelere inmesi hedefleniyor.
Ekonomi yönetimi, daha düşük enflasyonun sürdürülebilir büyüme, sosyal politikalar ve gelir dağılımındaki iyileşme açısından temel koşullardan biri olacağını belirtiyor.