Uluslararası piyasalarda euro, dolar karşısında Haziran 2021’den bu yana görülen en yüksek seviyeye çıkarak 1,199’a kadar yükseldi. Küresel belirsizliklerin artması ve dolar üzerindeki baskının güçlenmesi, euro/dolar paritesinde yukarı yönlü hareketi destekledi.
Gün içinde 1,199 seviyesini test eden parite, Türkiye saatiyle 21.30 itibarıyla 1,197 civarında dengelendi. Piyasalarda euro lehine oluşan bu tablo, doların başlıca para birimleri karşısında zayıfladığı bir döneme işaret etti.
Dolar Endeksinde Dört Yılın En Düşük Seviyesi
ABD dolarının euro, İsviçre frangı, Japon yeni, Kanada doları, İngiliz sterlini ve İsveç kronu karşısındaki değerini gösteren dolar endeksi, Japon finans piyasalarındaki kırılganlığın da etkisiyle 96,5 puanın altına gerileyerek son dört yılın en düşük seviyesini gördü. Aynı süreçte İngiliz sterlini de Ekim 2021’den bu yana dolar karşısındaki en yüksek düzeyine çıktı.
Küresel Güvenlik ve Ekonomik Belirsizliklerin Etkisi
Analistler, euro/dolar paritesindeki yükselişte ABD yönetiminin izlediği politikaların belirleyici rol oynadığına dikkat çekiyor. Donald Trump’ın Beyaz Saray’a dönüşü ve “Önce Amerika” yaklaşımıyla şekillenen dış politika anlayışının, küresel piyasalarda doların geleceğine yönelik tartışmaları artırdığı belirtiliyor. Gümrük tarifeleri, Grönland krizi gibi başlıklarda öngörülemez tutumların müttefik ülkeleri alternatif arayışlara yönelttiği ifade ediliyor.
Buna ek olarak, beklentilerin altında kalan ABD ekonomik verileri, ABD Merkez Bankası’nın bağımsızlığına ilişkin tartışmalar ve kamu maliyesine dair endişeler dolar üzerinde baskıyı artıran unsurlar arasında gösteriliyor. Uzmanlar, doların 2024 sonundan bu yana euro karşısında yaklaşık yüzde 14 değer kaybettiğine işaret ederek, bu düşüşün yalnızca ticaret savaşlarıyla sınırlı olmadığı görüşünü paylaşıyor.
Piyasalarda Artan Risk Başlıkları
Analistler, dolar satışlarının önümüzdeki dönemde farklı nedenlerle yoğunlaşabileceği uyarısında bulunuyor. ABD’de planlanan yeni devlet tahvili ihraçları, Fed’in faiz kararları ve yaklaşan olası hükümet kapanması, piyasalarda yakından izlenen riskler arasında yer alıyor.
Teknoloji Şirketlerinin Bilançoları Yakından İzleniyor
ABD’li teknoloji devlerinden Microsoft, Meta, Tesla ve Apple’ın açıklayacağı finansal sonuçlar, yatırımcıların odağında bulunuyor. Beklentilerin altında kalabilecek bilançoların, hisse senetlerinde satış baskısını artırarak dolar üzerinde ek bir zayıflama yaratabileceği değerlendiriliyor.
Döviz Piyasalarında Müdahale Tartışmaları
Piyasalarda hareketliliği artıran bir diğer başlık ise olası döviz müdahaleleri oldu. Fed’in New York şubesinin ticari bankalardan güncel yen-dolar kurlarını talep ettiğine yönelik haberlerin ardından, “kur kontrolü” olarak bilinen bu nadir adımın olası bir müdahalenin işareti olabileceği yorumları yapıldı. ABD ve Japonya’nın döviz piyasasına yönelik koordineli bir adım atabileceği beklentisi, yatırımcıların temkinli pozisyon almasına neden oldu.
Japon Yatırımcıların ABD Tahvillerinden Çıkışı
Japonya’da uygulanan faiz politikaları ve ülkenin mali görünümüne ilişkin endişeler, tahvil getirilerinin yükselmesine yol açtı. Bu durum, Japon yatırımcıların daha yüksek getirili yurt içi tahvillere yönelerek ABD menkul kıymetlerini satmasına neden oluyor. ABD hazine tahvillerinin en büyük sahipleri arasında yer alan Japon emeklilik fonları gibi büyük yatırımcıların satışları, tahvil fiyatlarını düşürürken getirileri yükseltiyor ve ABD’nin borçlanma maliyetlerine ilişkin riskleri artırıyor.
Zayıf Dolar Tartışmaları Gündemde
Analistler, Donald Trump’ın geçmişte sıkça dile getirdiği zayıf dolar yaklaşımının da mevcut tabloyla örtüştüğüne dikkat çekiyor. Güçlü doların prestij unsuru olarak görülmesine karşın, zayıf bir para biriminin ihracat ve rekabet açısından avantaj sağladığı yönündeki açıklamaların yeniden gündeme geldiği belirtiliyor. Özellikle güçlü dolar–zayıf yen dengesinin Japon şirketlerine ABD pazarında maliyet avantajı sunduğu, bu nedenle Washington yönetiminin yenin aşırı değer kaybına mesafeli durduğu ifade ediliyor.
Euro/dolar paritesine tarihsel açıdan bakıldığında, euronun 1999’da piyasaya sürüldüğü dönemde 1,17 dolar seviyesinde işlem gördüğü, ardından 2000 yılında 0,82 dolara kadar gerilediği hatırlatılıyor. 2002–2008 yılları arasında yeniden değer kazanan euro, 2008’de 1,60 seviyesine ulaşarak rekor kırmıştı.