Yurt içi piyasalarda gözler, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) perşembe günü açıklayacağı yılın ilk faiz kararına çevrildi. 2025’in ikinci yarısında başlayan faiz indirimlerinin kredi ve mevduat faizlerini aşağı çekmesinin ardından, ocak ayı kararı öncesi yatırımcılar kredi maliyetlerinin, mevduat getirisinin ve altın, dolar ile Borsa İstanbul’daki fiyatlamaların nasıl şekilleneceğini yakından izliyor.
2025 İkinci Yarısında Kredi ve Mevduat Faizlerinde Hızlı Gerileme
TCMB’nin yaz ayları itibarıyla faiz indirim sürecine girmesi, 2025’in ikinci yarısında bankacılık ürünlerine de belirgin biçimde yansıdı. Yaz döneminde yüzde 52 seviyelerinin üzerine çıkan mevduat faizleri, son dönemde yüzde 46 bandına kadar geriledi. Bankaların yeni müşteri kazanımına yönelik “hoş geldin faizi” uygulamalarında yüzde 46’ya varan oranlar öne çıkarken, piyasada ağırlıklı mevduat faizlerinin yüzde 38 ile yüzde 45 aralığında değiştiği görülüyor.
Kredi tarafında da benzer bir eğilim izlendi. TCMB indirimleri öncesinde konut, taşıt ve ihtiyaç kredilerinde aylık faiz oranları yüzde 3,00 seviyelerinin üzerinde seyrederken, son dönemde oranlar bu eşiklerin altına indi. Konut kredilerinde yüzde 2,49’a kadar gerileyen oranlar dikkat çekerken, taşıt kredilerinde yüzde 2,80, ihtiyaç kredilerinde ise yüzde 2,89-2,99 aralığı öne çıktı. Özel bankalarda konut kredisi faizlerinin ağırlıklı olarak yüzde 2,64 ile yüzde 2,80 bandında değiştiği ifade ediliyor.
Altın ve Borsada Rekor Seviyeler Takip Ediliyor
Yeni yılın ilk haftalarında altın fiyatlarının rekor seviyeleri test etmesi ve Borsa İstanbul’da tarihi zirvelere yaklaşılması, faiz kararının piyasa etkisini daha da görünür hale getirdi. Gram altın 6.600 TL seviyelerinin üzerine çıkarken, BIST 100 endeksi 12.900 puanın üzerini gördü. Bu görünüm, faiz kararına ilişkin beklentilerin yalnızca kredi ve mevduat faizleriyle sınırlı kalmadığını; alternatif yatırım araçlarında da fiyatlamaları etkilediğini gösteriyor.
Piyasanın Faiz Beklentisi 150 Baz Puan İndirime İşaret Ediyor
Piyasalarda genel beklenti, TCMB’nin ocak toplantısında 150 baz puanlık bir indirim yapması yönünde şekilleniyor. Açıklamalara göre bu öngörü, Piyasa Katılımcıları Anketi’ndeki tahminlerle de örtüşüyor. Ocak ayı enflasyonunun fiyat ayarlamaları nedeniyle yüksek gelebileceği değerlendirilirken, bu nedenle daha temkinli bir indirim adımının öne çıktığı ifade ediliyor. İlerleyen dönemde ise reel faizleri daraltacak şekilde faiz indirimlerinin devam edebileceği beklentisi dile getiriliyor.
Faiz Kararı Sonrası Mevduat ve Kredi Faizleri Nasıl Etkilenebilir?
Bankaların yıl sonu bilanço hedefleri nedeniyle aralık ayında mevduat tarafında daha cazip oranlar sunduğu, ancak yeni dönemde bu etkinin zayıfladığı belirtiliyor. Bu çerçevede, TCMB’nin olası faiz indiriminin mevduat faizlerine daha doğrudan yansıyabileceği değerlendiriliyor. Likit fonlarda da benzer şekilde faiz düşüşünün görülebileceği, piyasa beklentileri arasında yer alıyor.
Kredilerde ise tablo daha sınırlı bir hareket alanına işaret ediyor. Sabit faizli mevcut kredilerde oran değişikliği beklenmezken, yeni kullandırılacak kredilerde yaklaşık 50 baz puan civarında bir gerilemenin gündeme gelebileceği ifade ediliyor. Kredi faizlerinin halihazırda TCMB politika faizinin altında seyrettiği hatırlatılarak, olası düşüşün 50 baz puanın üzerinde olmasının sınırlı bir ihtimal olduğu aktarılıyor.
Mevduattan Altına Geçiş Gündeme Gelir mi?
Faiz indirimi sonrası mevduattan altına yönelimin otomatik olarak hızlanmayabileceği değerlendirmesi öne çıkıyor. Altında kısa süre içinde belirgin bir prim birikmesi ve mevduat yatırımcısının genel olarak daha temkinli hareket etmesi, bu geçişi sınırlayabilecek başlıklar arasında gösteriliyor. Mevduattan daha güçlü bir çözülmenin, enflasyonun hedefe daha fazla yaklaşmasıyla mümkün olabileceği; mevcut görünümde enflasyonda yaklaşık 8 puanlık ek düşüş beklentisi bulunduğu için TL faizinin cazibesini koruduğu vurgulanıyor. Reel faizlerin 2026 başında 2025 başına kıyasla belirgin biçimde yükseldiği ifade edilirken, bu nedenle erken bir çözülme beklentisinin zayıf kaldığı, yabancı ilgisinin ise artarak sürdüğüne yönelik değerlendirmeler paylaşılıyor.
Faiz İndirimi Borsa İstanbul’u Nasıl Etkileyebilir?
Faiz indirimlerinin alternatif getiri kanallarını zayıflatması nedeniyle borsa açısından destekleyici bir zemin oluşturabileceği görüşü öne çıkıyor. Jeopolitik risklerin baskı yaratmaması halinde Borsa İstanbul’da yükseliş eğiliminin devam edebileceği belirtilirken, orta vadede oluşan primli görünüm ve jeopolitik gerginliklerin artması durumunda kâr satışlarının gündeme gelebileceğine dikkat çekiliyor. Buna karşılık, borsanın dolar bazında hâlâ düşük seviyelerde bulunduğu değerlendirmesiyle, yabancı yatırımcılar açısından cazibenin sürdüğü ifade ediliyor. Bu çerçevede, endekste 13.060 puan seviyelerinin test edilebileceği beklentisi dile getiriliyor.
Dolar ve Euro Cephesinde Beklentiler
Kur tarafında kısa vadede belirgin bir hareketlilik beklenmediği, ancak jeopolitik risklerdeki değişimlerin doların yönünü daha net hale getirebileceği belirtiliyor. Grönland’dan Küba’ya uzanan farklı başlıklarda risklerin gündemde olması ve ABD Merkez Bankası’ndan (Fed) faiz indirimi beklentisinin öne çıkmaması, küresel ölçekte dolara dair yön arayışını artıran unsurlar arasında gösteriliyor.
Euro tarafında ise daha güçlü bir fiyatlama ihtimali dile getiriliyor. Euro/dolar paritesinde yıl içinde 1,20 seviyelerinin test edilebileceği öngörüsü paylaşılırken, döviz sepetinde euronun öne çıkma olasılığının daha yüksek olduğu ifade ediliyor. TL karşısında ise enflasyonla mücadele çerçevesinde daha kontrollü bir değerlenme sürecinin görülebileceği değerlendirilirken, Piyasa Katılımcıları Anketi’nde yıl sonu dolar beklentisinin 51 TL civarında şekillenmesinin, piyasada agresif bir yükseliş beklentisinin güçlü olmadığını gösterdiği aktarılıyor.