Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Temmuz 2025 dönemine ilişkin faiz kararını kamuoyuyla paylaştı. Para Politikası Kurulu (PPK) tarafından alınan kararla, politika faizi 300 baz puan düşürülerek yüzde 43 seviyesine çekildi. Bu adım, piyasa beklentilerinin üzerinde bir indirimi işaret ediyor.
Faiz İndirimi Beklentilerin Üzerinde Gerçekleşti
Merkez Bankası’nın politika faizinde gerçekleştirdiği 300 baz puanlık indirim, ekonomistlerin genel öngörüsünün üzerinde bir adım oldu. Uzmanların temmuz toplantısı için ortalama beklentisi, faizin 250 baz puan düşürülmesi yönündeydi. Kararla birlikte politika faizi, yüzde 46’dan yüzde 43’e çekildi.
Öte yandan, yıl sonu için yapılan anketlerde politika faizi beklentilerinin medyan değeri yüzde 35 seviyesinde bulunuyordu. Bu da Merkez Bankası’nın önümüzdeki aylarda faiz indirim sürecini sürdürebileceğine yönelik beklentileri artırıyor.
Diğer Politika Faizlerinde de İndirim Yapıldı
TCMB, yalnızca politika faizinde değil, diğer kısa vadeli faiz oranlarında da değişikliğe gitti. Buna göre, gecelik vadede borç verme faiz oranı yüzde 49’dan yüzde 46’ya, gecelik vadede borçlanma faiz oranı ise yüzde 44,5’ten yüzde 41,5’e indirildi. Böylece faiz koridoru da politika faiziyle uyumlu şekilde daraltıldı.
Bir Sonraki Toplantı Eylül Ayında
Merkez Bankası’nın bir sonraki Para Politikası Kurulu toplantısı 11 Eylül 2025 tarihinde yapılacak. Bu toplantı, yılın son çeyreğine yaklaşırken para politikasının seyri açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Merkez Bankası’nın Temmuz ayı faiz indirimi kararı, finansal piyasalarda ve kredi koşullarında etkisini göstermeye başlarken, yatırımcılar ve ekonomistler Eylül toplantısına yönelik beklentilerini yeniden şekillendirmeye başladı.
Toplantıdan sonra yapılan açıklamada şöyle denildi:
“Para Politikası Kurulu (Kurul), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 46’dan yüzde 43’e indirilmesine karar vermiştir. Kurul ayrıca, Merkez Bankası gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 49’dan yüzde 46’ya, gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 44,5’ten yüzde 41,5’e indirmiştir.
Enflasyonun ana eğilimi haziran ayında yatay seyretmiştir. Öncü veriler temmuz ayında aylık enflasyonun aya özgü unsurlarla geçici olarak artacağına işaret etmektedir. Yakın döneme ilişkin veriler, talep koşullarının dezenflasyonist etkisinin arttığını göstermektedir. Jeopolitik gelişmelerin ve küresel ticarette artan korumacılığın dezenflasyon sürecine olası etkileri yakından takip edilmektedir. Enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışları dezenflasyon süreci açısından risk unsuru olmaya devam etmektedir.
Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşu, talepte dengelenme, Türk lirasında reel değerlenme ve enflasyon beklentilerinde düzelme vasıtası ile dezenflasyon sürecini destekleyecektir. Maliye politikasının eşgüdümü bu sürece katkı sağlayacaktır. Kurul politika faizine ilişkin atılacak adımları enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak öngörülen dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleyecektir. Adımların büyüklüğü, enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla gözden geçirilecektir. Enflasyonda belirgin ve kalıcı bir bozulma öngörülmesi durumunda tüm para politikası araçları etkili şekilde kullanılacaktır.
Kredi ve mevduat piyasalarında öngörülenin dışında gelişmeler olması halinde parasal aktarım mekanizması ilave makroihtiyati adımlarla desteklenecektir. Likidite koşulları yakından izlenmeye ve likidite yönetimi araçları etkili şekilde kullanılmaya devam edilecektir.
Kurul, politika kararlarını enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirleyecektir. Kurul, kararlarını öngörülebilir, veri odaklı ve şeffaf bir çerçevede alacaktır.”