Ulaştırma sektörüne son 20 senede 183 milyar dolarlık yatırım yapıldığını, yatırımların karşılığında vatandaşın hayatındaki gelişmeleri görmenin kendilerini mutlu ettiğini belirten Karaismailoğlu, yatırımların devam ettiğini belirtti.
Karaismailoğlu, İstanbul’a birinci köprü yapıldığında eleştirilerin geldiğini hatırlatarak, şu anda Birinci Boğaz Köprüsü’nden 200 bin, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nden 250 bin, Avrasya Tüneli’nden 60 bin, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nden de günlük ortalama 100 bin aracın geçtiğini, Marmaray’dan 600 bin vatandaşın geçiş yaptığını ifade etti. Karaismailoğlu, “Yatırımlar vatandaşımızın hayatına konfor, güvenlik getirdi, hayatı kolaylaştırdı, yaşam kalitesini artırdı. O yüzden vatandaşımızın memnuniyetini görmek bizi mutlu ediyor. Yatırımlarımıza ara vermeden devam edeceğiz” şeklinde konuştu.
“1915 Çanakkale Köprüsü Türkiye’nin projesi”
Projelerde yatırım maliyetinin önemine değinen Karaismailoğlu, Osmangazi Köprüsü’nün 6,7 milyar dolar, Malkara-Çanakkale Otoyolu ve 1915 Çanakkale Köprüsü’nün 2,545 milyar avro olan maliyetlerine yönelik devletten bir kuruş para çıkmadığının, 1915 Çanakkale Köprüsü ile Malkara-Çanakkale projelerinin senelik 40 milyon dolar olan işletme masraflarına da karışmadıklarının altını çizdi.
Söz konusu projelerin devlet bütçesiyle yapılması halinde yapım maliyetinin yanı sıra işletme maliyetinin de karşılanacağını ifade eden Karaismailoğlu, projelerden dolayı yakıttan, zamandan, kaza maliyetlerinden elde edilen kazançların, ödenen paraların kat kat üzerinde olduğuna işaret etti. Karaismailoğlu, hava ve deniz yollarına da destek vererek gelir artışı sağladıklarını belirtti.
Antalya Havalimanı’nın işletilmesine yönelik ihale kapsamında alınan ön ödemeye değinen Karaismailoğlu, “Biz zaten hava ve deniz yolundan direkt gelir akışı sağlıyoruz. Bunları topladığınız da zaten önümüzdeki yıldan sonra YİD projeleri kendi kendilerini destekleyecekler. Belli bir süre sonra destek de bitecek, direkt komple gelir akışı sağlayacak modeli görüşecekler” cümlelerini kullandı.
“Dünyada İstanbul Havalimanı’ndan daha fizibil bir proje yoktur”
Karaismailoğlu, İstanbul Havalimanı’nın, devlet kasasından bir kuruş çıkmadan 10 milyar avroluk yatırımla 25 senelik işletme süresi içinde 22 milyar avroluk kira getirecek finansman modeliyle başarıyla hayata geçirildiğini ifade etti.
Kovid-19 kısıtlamaları sebebiyle yolcu sayılarının altta kaldığını belirten Karaismailoğlu, “Bu yıldan itibaren tekrar artıya geçmeye başlayacağız. Hem kiramızı alacağız hem de artan yolcu sayısına paralel gelirimiz olacak. Şu anda 120 milyon yolcuya hizmet verecek kapasite var. Bunu ilave yatırımlarla 200 milyon yolcuya kadar çıkarabiliriz. Yani önümüzdeki 100 yılın projesini, 100 yılın ihtiyaçlarını bugünden öngörerek, ülkemize, devlete hiçbir yük getirmeden kazandırdık” diye konuştu.
Karaismailoğlu, aynı bölgede kısa mesafede Atatürk Havalimanı’nın hizmet vermesine gerek olmadığını belirterek, “İkisi de açık kalsın diyenlere Allah akıl, fikir versin. Bölgede iki havalimanının hizmet vermesi, onun işletme maliyetlerine katlanmak ancak bu işi eleştiren malum zihniyetin düşünebileceği ya da kafasından uydurabileceği bir şeydir” dedi.
“Türkiye YİD modelini dünyada en başarılı kullanan ülkelerden biri”
Karaismailoğlu, Yap-İşlet-Devret (YİD) projeleriyle alakalı bir soruya şu cevabı verdi:
“Zafer Havalimanı’nı devlet olarak yapmış olsaydık 50 milyon dolar direkt devletin bütçesinden harcayacaktık, her yıl 7 milyon dolar işletme masrafı yapacaktık.” diye belirten Karaismailoğlu, şu anda Adıyaman Havalimanı’na da 7 milyon dolar işletme masrafı harcadıklarını ifade etti.
Karaismailoğlu, şunları söyledi:
“Zafer Havalimanı’na karşı çıkmak ayrı konudur, finans modeli olarak YİD modeline karşı çıkmak ayrı bir konudur. ‘Çanakkale Köprüsü’ne de karşıyım ihtiyaç değil’ diyebilirsiniz. Ama ‘Bu projeyi pahalı yaptınız, yanlış modelle yaptınız’ demek ayrı bir şeydir. Bunları açıklamaya devam edeceğiz. Kütahya Bölgesel Havalimanı olarak Zafer Havalimanı o bölgenin ihtiyacı olarak planlanmış ve yatırım maliyeti belli olan bir işte finansal model olarak YİD modeli tercih edilmiştir. 37,5 milyar dolarlık YİD projeleri içinde sadece 50 milyon dolarlık bir projedir, o da fizibil bir projedir, bölgenin ihtiyacı olarak yapılmıştır. Oradaki yolcu sayıları söyleniyor. 2 yıldır Kovid-19 süreci var evlere kapandık, havalimanlarını kapattık. Tabii ki yolcular düşecektir. Yolcu inmemiş olabilir ama askeri uçaklar, ambulans uçaklar orayı kullanıyor. Bunlar gözükmüyor yolcu sayılarında. Bizim Anadolu’da günde 1-2 uçak inen havalimanları da var ama her gün 1 uçak inse o havalimanı bölge için kıymetlidir. Zarar ediyor diye orayı kapatacak mıyız? Ona bakarsanız hastaneler de zarar ediyor kapatalım mı? Adalet sarayları da zarar ediyor. Ama biz kamusal yükümlülük olarak belli hizmetleri vatandaşımızın ayağına getirmek için yapmak zorundayız. Direkt kamu bütçesinden yaptığımız harcamalar, YİD olarak yaptığımız harcamalar, dış kredi olarak yaptığımız harcamalar… Bunların hepsi bir fizibilite sonucunda karar verilmiş yapım modelleridir. Bugün bunların sıkıntısını bazı projelerde çekiyoruz ama hava, deniz ve kara yolu projeleri birbirini destekliyor. Hele Kovid-19 salgını olmasaydı bunları belki hiç konuşmayacaktık. Bunlardan ne kadar gelir geldi? Onları sorgulayacaktık. Ama 2030’a geldiğimizde bırakın projelere destek vermeyi, biz 2040’lara geldiğimizde devletten bir kuruş almadan Bakanlık bütçesini bu projelerden gelen gelirler sayesinde üreteceğiz. Bunlar uzun soluklu bir planlamanın sonucu. Bunların hepsi 3-5 yıllık fizibilite değil. Cumartesi günü Osmangazi Köprüsü’nün gişelerindeydim. Vatandaşlarımızın o yolu kullandığında yoldan aldıkları keyfi, konforu, güvenliği, ülkesine duyduğu güveni ben hepsinin gözlerinde gördüm. Sosyal medya başında, oturduğu yerden keyif yapmak için bu projeleri karalamayın, bu projeleri en çok kullananlar bu tezviratları yapıyorlar. Ama hakikaten bunlardan vatandaşlarımız memnun. Hem vatandaşın hayatını kolaylaştırdı hem de yıllarca hizmet edecek bu projeler. Türkiye YİD modelini dünyada en başarılı kullanan ülkelerden biri.”
Telekomünikasyon sektöründe ortak fiber altyapı kullanımının uzun süredir gündemlerinde olduğunu ifade eden Karaismailoğlu, “Fiber altyapının geliştirilmesi için yatırımlara devam ediyoruz. Fiber altyapımız şu an yaklaşık 470 bin kilometreye çıktı, tabii ki yeterli değil. Onu geliştirmemiz lazım ama bir taraftan da ortak altyapı konusunda da hem sektör hem de işletmeciler bazında çalışmalarımız devam ediyor. Türk Telekom’un yeniden yapılanması konusunda da ortak altyapı gündemimizde olan önemli işlerden bir tanesi.” şeklinde konuştu.
Karaismailoğlu, 5G’ye yerli ve milli olarak geçme çabası içinde olduklarını ifade ederek, “2023 içinde 5G ile ilgili önemli adımlar atmak üzere çalışmalarımızı devam ettiriyoruz.” cümlesini kullandı.