featured
  1. Haberler
  2. Ekonomi
  3. Cevdet Yılmaz Orta Vadeli Program’ı açıkladı

Cevdet Yılmaz Orta Vadeli Program’ı açıkladı

Google'da Abone Ol
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye ekonomisinin 2027-2029 dönemine ilişkin temel hedef ve politikalarını içeren yeni Orta Vadeli Program’ı (OVP) açıkladı. Programda 2026 yılı büyüme tahmini yüzde 3,3, yıl sonu enflasyon tahmini ise yüzde 28,4 olarak güncellendi. Yılmaz, küresel ve bölgesel gelişmelerin enerji fiyatları, dış ticaret ve enflasyon görünümü üzerindeki etkilerine dikkat çekerken, ekonomi programının ana çerçevesinin korunacağını vurguladı.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilen OVP sunumuna Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hakkı Susmaz, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı İbrahim Şenel ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan da katıldı.

Yılmaz, programın Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığının ortak çalışmasıyla hazırlandığını, süreçte kamu kurumları, özel sektör ve meslek kuruluşlarının görüşlerinin de alındığını söyledi.

2026 büyüme tahmini yüzde 3,3’e güncellendi

Yeni OVP kapsamında 2026 yılına ilişkin temel makroekonomik varsayımlarda önemli değişikliklere gidildi.

Cevdet Yılmaz, özellikle savaşla birlikte enerji ve emtia fiyatlarında ortaya çıkan arz yönlü baskılar ile Türkiye’nin başlıca ticaret ortaklarındaki yavaşlamanın 2026 tahminlerine yansıdığını belirtti.

Bu çerçevede 2026 yılı büyüme tahmini yüzde 3,3 olarak güncellenirken, sanayi büyümesi tahmini yüzde 2,3 seviyesine çekildi. Yıl sonu enflasyon tahmini ise yüzde 28,4’e yükseltildi.

Yılmaz, söz konusu revizyonların programın genel yönünde veya ekonomi politikalarının ana çerçevesinde bir değişikliğe işaret etmediğini vurguladı.

Brent petrol varsayımı 64,3 dolardan 89,3 dolara çıktı

OVP’de en dikkat çekici revizyonlardan biri enerji fiyatlarına ilişkin varsayımlarda gerçekleşti.

Geçen yıl hazırlanan programda 2026 yılı için Brent petrolün ortalama varil fiyatı 64,3 dolar olarak varsayılmıştı. Yeni değerlendirmelerde bu rakam 89,3 dolara yükseltildi.

Enerji dışı emtia fiyatlarında daha önce yüzde 5,7 düşüş beklenirken, yeni tahmin yüzde 18,6 artış yönünde şekillendi.

Küresel enflasyon tahmini de enerji ve emtia piyasalarındaki gelişmelerin etkisiyle yüzde 3,6’dan yüzde 4,7’ye çıkarıldı.

Küresel büyüme tahmini yüzde 3,1’den yüzde 3’e, Türkiye’nin ticaret ortaklarına ilişkin büyüme tahmini ise yüzde 2,4’ten yüzde 1,6’ya çekildi. Avro Bölgesi için büyüme beklentisi yüzde 1,2’den yüzde 0,9’a gerilerken, Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde daha önce yüzde 3,4 olarak öngörülen büyümenin yüzde 0,5 daralmaya dönüştüğü belirtildi.

Enerji ithalatı tahmini 71 milyar dolara yükseldi

Petrol ve diğer enerji ürünlerindeki yükseliş Türkiye’nin dış ticaret ve cari denge tahminlerini de etkiledi.

2026 için daha önce 63 milyar dolar seviyesinde öngörülen enerji ithalatı tahmini 71 milyar dolara çıkarıldı.

Dış ticaret açığı beklentisi ise 96 milyar dolardan 105 milyar dolara yükseltildi. Cari işlemler açığının milli gelire oranına ilişkin tahmin yüzde 2,6 olarak güncellendi.

Turizm gelirleri tahmini de bölgedeki savaşın etkileri nedeniyle 68 milyar dolardan 65 milyar dolara indirildi.

Yılmaz, savaşın enerji ve emtia fiyatları ile dış talep üzerinde yarattığı baskının yalnızca Türkiye’yi değil küresel ekonominin tamamını etkilediğini ifade etti.

2027’de küresel ticarette toparlanma bekleniyor

Yeni OVP’nin dış ticaret varsayımlarında 2027 yılına yönelik daha olumlu bir görünüm öne çıktı.

Yılmaz, 2026’nın küresel büyüme ve dünya ticaretinin belirgin biçimde ivme kaybettiği bir dönem olduğunu, 2027’de ise toparlanmanın başlamasının beklendiğini söyledi.

Küresel büyümenin 2027’de yüzde 3,4’e, dünya ticaret hacmindeki artışın ise yüzde 4,3’e yükselmesi öngörülüyor.

Türkiye’nin ihracatının yaklaşık yüzde 96’sını oluşturan başlıca ticaret ortaklarının ağırlıklı büyümesinin 2026’da yüzde 1,6’ya gerilemesi, 2027’de ise yüzde 2,8’e yükselmesi bekleniyor.

Türkiye’nin ihracatında AB ve MENA belirleyici

Türkiye’nin ihracatının yaklaşık yüzde 43’ü Avrupa Birliği ülkelerine, yüzde 22’si ise Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesine gerçekleştiriliyor.

Avrupa Birliği’nde 2025 yılında yüzde 1,6 olan büyümenin 2026’da yüzde 1,2’ye gerilemesi, 2027’de ise yüzde 1,4’e yükselmesi bekleniyor.

MENA bölgesinde ise savaş ve jeopolitik gerilimlerin etkisinin daha güçlü olduğu belirtiliyor. Bölge ekonomisinin 2025’te yüzde 3,3 büyümesinin ardından 2026’da yüzde 0,5 daralması, 2027’de ise baz etkisinin de katkısıyla yüzde 7,3 büyümesi öngörülüyor.

Yılmaz, Türkiye’nin mevcut ihracat pazarlarındaki konumunu korurken yeni pazarlara erişimini artırmaya ve ihracatı bölgesel ve küresel şoklara karşı daha dayanıklı hale getirmeye devam edeceğini söyledi.

Jeopolitik riskler ekonomi politikalarının merkezinde

OVP sunumunda jeopolitik risklere de geniş yer ayrıldı.

Yılmaz, savaşın başlamasının ardından jeopolitik risk endeksinin tarihsel ortalamanın oldukça üzerine çıktığını ve oynaklığın yükseldiğini belirtti.

Jeopolitik gelişmelerin enerji ve emtia piyasalarının yanı sıra ticaret yolları, lojistik, yatırım kararları ve finansal piyasalar üzerinden dünya ekonomisine yayıldığını ifade etti.

Enerji fiyatlarındaki yükselişin Türkiye açısından hem ithalat maliyetlerini ve dış ticaret dengesini hem de üretim ve ulaştırma maliyetleri üzerinden enflasyonu etkilediği kaydedildi.

Büyümenin 1,2 puanı verimlilikten geliyor

Yılmaz, ekonomi programında büyümenin kompozisyonuna ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.

2026 için öngörülen yüzde 3,3’lük büyümenin 1,2 puanının Toplam Faktör Verimliliğinden kaynaklanmasının beklendiğini söyledi.

Yatırımların tüketimin üzerinde seyretmesinin büyüme kompozisyonunda daha üretken ve sürdürülebilir bir yapıya işaret ettiğini belirten Yılmaz, yeni yatırımların üretim kapasitesi, teknoloji, verimlilik ve istihdam üzerinde olumlu etki oluşturduğunu ifade etti.

TL mevduatın payı yüzde 61,5’e yükseldi

OVP sunumunda finansal istikrara ilişkin veriler de paylaşıldı.

Yılmaz, Türk lirasına yönelik güvenin arttığını belirterek TL mevduatın toplam mevduat içindeki payının yüzde 31,6’dan 28 Ağustos itibarıyla yüzde 61,5’e yükseldiğini açıkladı.

Kur Korumalı Mevduat sisteminden çıkışın sorunsuz şekilde tamamlandığını belirten Yılmaz, brüt rezervlerin uygulanan ekonomi programı sürecinde 89,7 milyar dolar artarak 188,2 milyar dolara ulaştığını bildirdi.

Türkiye’nin risk priminin de 700’lü seviyelerden 220 baz puanın altına gerilediğini söyledi. Yılmaz, risk primindeki düşüşün kamu ve özel sektörün yabancı para cinsi borçlanma maliyetlerini aşağı çektiğini ifade etti.

Yıllıklandırılmış ihracat 280 milyar dolara ulaştı

Türkiye’nin yıllıklandırılmış ihracatı ağustos ayı itibarıyla 280 milyar dolar seviyesine yükseldi.

Yılmaz ayrıca ihracatın teknoloji kompozisyonunda da değişim yaşandığını belirtti.

Orta ve yüksek teknolojili ürünlerin toplam ihracat içindeki payı Ağustos 2024’te yüzde 40 seviyesindeyken, Ağustos 2026 itibarıyla yüzde 44,1’e çıktı.

Cari işlemler açığının milli gelire oranı Haziran 2024’te yüzde 1,8, Haziran 2025’te yüzde 1,6 ve Haziran 2026’da yüzde 2,3 seviyesinde gerçekleşti.

Yılmaz, 2026’daki yükselişin yaklaşık 0,7 puanının savaşın etkisinden kaynaklandığını hesapladıklarını belirtti.

Cari açığın mevcut seviyesinin 2000-2025 dönemindeki yüzde 3,2’lik uzun dönem ortalamasının altında kaldığına dikkat çekti.

2027 büyümesi enflasyonla mücadeleyle uyumlu görülüyor

Yılmaz, OVP kapsamında büyüme ve fiyat istikrarının orta ve uzun vadede birbirine karşıt hedefler olmadığını söyledi.

Fiyat istikrarının sağlandığı bir ortamın ekonomik öngörülebilirliği ve yatırım koşullarını iyileştirdiğini belirten Yılmaz, sürdürülebilir büyümenin de arz kapasitesi ve verimlilik üzerinden enflasyonla mücadeleye katkı sağlayabileceğini ifade etti.

Türkiye’nin potansiyel büyümesinin 2026 için yüzde 4,5 olarak hesaplandığını aktaran Yılmaz, gerçekleşme tahmininin yüzde 3,3 ile bunun altında kaldığını söyledi.

2027’de potansiyel büyümenin yüzde 4,7’ye yükselmesi beklenirken, OVP’de öngörülen büyüme yüzde 4,2 seviyesinde bulunuyor. Yılmaz, bu nedenle programdaki büyüme patikasının enflasyonu artırıcı bir görünüm oluşturmadığını savundu.

2027 bütçe açığı hedefi yüzde 3,5

Yılmaz, 2027 yılı bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 3,5 olarak öngörüldüğünü açıkladı.

2026 için gerçekleşme tahmininin yüzde 3,1 olduğunu belirten Yılmaz, gelecek yıl bütçe açığındaki artışta savunma harcamaları ile deprem sonrası yapılan harcamaların finansman maliyetlerinin etkili olacağını söyledi.

Deprem bölgesine yönelik doğrudan harcamaların yanı sıra daha önce gerçekleştirilen yaklaşık 104 milyar dolarlık harcamanın finansman maliyetlerinin de gelecek yıllara yansıyacağı belirtildi.

Yılmaz, maliye politikasının enflasyonla mücadeleye daha fazla katkı sağlayacağı bir döneme girileceğini ifade etti.

Deprem harcamaları 2027’de 10-11 milyar dolara düşecek

Deprem harcamalarının 2027 yılında da devam edeceğini açıklayan Yılmaz, gelecek yıl yaklaşık 10 milyar dolarlık harcama öngörüldüğünü söyledi.

Son dört yılda deprem için yıllık ortalama yaklaşık 26 milyar dolar harcandığını belirten Yılmaz, bu tutarın 2027’de 10-11 milyar dolar seviyesine gerilemesinin, sonraki yıllarda ise daha da azalmasının beklendiğini ifade etti.

“Ekonomik güvenlik” ilk kez OVP’ye girdi

Yeni programın dikkat çeken başlıklarından biri de “ekonomik güvenlik” oldu.

Yılmaz, ekonomik güvenlik kavramının ilk kez OVP’ye dahil edildiğini belirterek küresel ekonomide korumacılığın arttığını, kritik teknolojiler, madenler ve üretim kapasitesinin ülkeler arasındaki jeopolitik rekabetin bir parçası haline geldiğini söyledi.

Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmeleri bu yeni ortamın güncel örneklerinden biri olarak gösteren Yılmaz, enerji, su, nadir elementler ve gıda gibi stratejik kaynakların ekonomik güvenlik açısından öneminin arttığını ifade etti.

Buğday gibi temel ürünlerin hem Türkiye’de üretilmesi hem de olağanüstü dönemler için yeterli stok oluşturulmasının kritik olduğunu vurguladı.

Savunma sanayisindeki teknoloji sivil alanlara taşınacak

OVP’nin ekonomik güvenlik yaklaşımında savunma sanayisi ve kritik teknolojilere de özel yer verildi.

Yılmaz, Türkiye’nin savunma sanayisinde elde ettiği teknoloji ve yetkinliklerin sivil sektörlere aktarılmasının hedeflendiğini söyledi.

Bu alanların başında sağlık endüstrilerinin geldiğini belirten Yılmaz, kritik teknolojilerin geliştirilmesinde kamu alımlarının önemli rol oynayacağını ifade etti.

Türkiye’nin bu süreçte yalnız hareket etmeyeceğini de belirten Yılmaz, dost ve müttefik ülkelerle ürün bazlı ortak geliştirme ve pazarlama platformlarının oluşturulmasının planlandığını açıkladı.

OVP seçimlerin zamanında yapılacağı varsayımıyla hazırlandı

Cevdet Yılmaz, programın hazırlanmasında seçimlerin zamanında yapılacağı varsayımının esas alındığını da söyledi.

Seçim tarihinin öne alınmasına ilişkin herhangi bir ekonomik varsayım kullanılmadığını belirten Yılmaz, bu konuda karar yetkisinin Türkiye Büyük Millet Meclisine ait olduğunu ifade etti.

Yılmaz, ekonomi politikalarının nihai amacının vatandaşların refahını artırmak olduğunu, ekonomik ve sosyal politikaların kaynaklarla uyumlu ve sürdürülebilir bir çerçevede yürütülmeye devam edeceğini belirtti.

Cevdet Yılmaz Orta Vadeli Program’ı açıkladı
Giriş Yap

Finansopia ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!