1. Haberler
  2. Ekonomi
  3. TCMB Başkanı Karahan: Kararlılığımız değişmeyecek

TCMB Başkanı Karahan: Kararlılığımız değişmeyecek

Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda yaptığı açıklamada, enflasyonun yılın ilk 4 ayında birikimli olarak yüzde 14’ü aştığını ve gerçekleşmelerin yıl başındaki tahminlerin üzerinde seyrettiğini bildirdi. Karahan, Merkez Bankası kararlarının tek bir değişkene ya da varsayımsal bir senaryoya göre alınmadığını belirterek, para politikası duruşunun enflasyon görünümünü etkileyen tüm veriler dikkate alınarak şekillendirildiğini söyledi.

Karahan TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda Soruları Yanıtladı

TCMB Başkanı Fatih Karahan, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda milletvekillerinin ekonomi, enflasyon, rezervler, para politikası ve küresel gelişmelere ilişkin sorularını yanıtladı. Merkez bankalarının teknik kurumlar olduğunu vurgulayan Karahan, temel hedeflerinin fiyat istikrarını sağlamak olduğunu ifade etti.

Talep ve beklenti yönetimi yoluyla dezenflasyon sürecinin hedeflenen patikayla uyumlu ilerlemesini sağlayacak parasal sıkılığı oluşturduklarını belirten Karahan, yüksek enflasyon döneminde hem yurt içi hem de yurt dışı kaynaklı çok sayıda şokla karşılaşıldığını söyledi.

Karahan, Merkez Bankasının görevinin bu şoklara doğru politika tepkisini verebilmek olduğunu belirterek, para politikası araçlarının etkin şekilde kullanılmaya devam edildiğini kaydetti.

Enflasyon Yılın İlk 4 Ayında Yüzde 14’ü Aştı

Karahan, enflasyonun yılın ilk 4 ayında birikimli olarak yüzde 14’ü geçtiğini ve bu gerçekleşmenin yıl başındaki tahminlerin oldukça üzerinde olduğunu söyledi. Son dönem enflasyon gerçekleşmelerinin orta vadeli görünüme etkilerinin, savaş sonrası döneme ilişkin yansımalarla birlikte para politikası duruşuyla şekilleneceğini belirtti.

TCMB Başkanı, önümüzdeki dönemde para politikası kararları alınırken bu etkilerin dikkate alınacağını ifade etti. Savaşın dezenflasyon sürecini olumsuz etkilediğini ancak Merkez Bankasının kararlılığında herhangi bir değişikliğe yol açmadığını bildirdi.

Karahan, dezenflasyon hedefi doğrultusunda politikaların uygulanmaya devam edeceğini belirterek, fiyat istikrarı hedefinden sapmadan hareket edeceklerini vurguladı.

Merkez Bankası Zararı Politika Uygulamalarına Engel Değil

Karahan, Merkez Bankasının geçen yılki kar-zarar durumuna ilişkin de bilgi verdi. Kur korumalı mevduat uygulamasının sona ermesiyle döviz kazandırıcı işlem giderlerinin geçen yıla göre azaldığını belirtti.

Geçen dönemde KKM maliyeti üzerinden raporlanan zararın 1 trilyon 65 milyar lira olduğunu hatırlatan Karahan, rezerv biriktirme stratejisi sonucunda sistemde likidite fazlası oluştuğunu söyledi. Bu likiditenin sterilizasyonu nedeniyle faiz giderlerinde artış yaşandığını belirten Karahan, zararın temel kaynağının bu kalem olduğunu ifade etti.

Karahan, merkez bankalarının zarar etmesinin para politikalarını etkili biçimde uygulamalarına engel olmadığını söyledi.

Rezervlerdeki Dalgalanmalar Jeopolitik Gelişmelerden Etkileniyor

TCMB Başkanı Karahan, olası şoklara karşı gerekli döviz likiditesini bulundurmak amacıyla rezerv tutulduğunu belirtti. Kur politikasının Türk lirasındaki yüksek oynaklıkları sınırlayacak şekilde yürütüldüğünü ifade etti.

Jeopolitik gelişmeler, küresel sermaye hareketleri ve dış ticaret dengesindeki mevsimsel etkilerin rezervlerde zaman zaman dalgalanmalara yol açabildiğini dile getiren Karahan, piyasalardaki oynaklığın normalleşmesinin ardından rezervlerin olağan seyrine döndüğünü kaydetti.

Karahan, tüm olumsuz koşullara rağmen rezervlerin güçlü seviyede olduğunu da belirtti.

Hizmet Enflasyonundaki Katılıkta Kısmi Çözülme

Dezenflasyon sürecinin devamı için sıkı para politikası duruşunun sürdürüldüğünü belirten Karahan, petrol fiyatları ve jeopolitik gelişmelerin kısa vadede risk oluşturduğunu söyledi.

Özellikle beklentiler ve fiyatlama davranışları üzerinden ortaya çıkabilecek ikincil etkilerin yakından izlendiğini ifade eden Karahan, gerekli politika tepkisinin zamanında verildiğini belirtti.

Hizmet enflasyonundaki katılığın büyük ölçüde geçmişe endeksleme davranışından kaynaklandığını söyleyen Karahan, alınan önlemlerle bu alanda bir miktar çözülme görüldüğünü bildirdi. Enflasyon ara hedefleri ve tahminlerinin enflasyon raporlarında gözden geçirildiğini hatırlatan Karahan, son veriler dikkate alınarak yeni raporun kamuoyuyla paylaşılacağını kaydetti.

Nisan Enflasyonunda Enerji ve Gıda Etkisi

Karahan, nisan ayı enflasyon verilerine ilişkin değerlendirmesinde enerji fiyatlarında son iki ayda yüzde 20’ye yakın artış görüldüğünü söyledi. Bu gelişmeye bağlı olarak ulaştırma hizmetlerinde yüzde 13, petrokimya ürünlerinde ise yüzde 5 artış yaşandığını belirtti.

Mevsimsel etkilerin üzerinde artan giyim enflasyonunun aylık bazda yüzde 9 olduğunu ifade eden Karahan, hizmet enflasyonunda aylık düşüşün sürmesi ve dayanıklı tüketim mallarının makul seyretmesini olumlu başlıklar arasında gösterdi.

Karahan, enerji ve gıda fiyatlarında düzelme yaşanmadığı sürece kısa vadeli enflasyonist etkilerin devam edebileceğini söyledi.

Dezenflasyonun Alım Gücü Açısından Önemi

Yüksek enflasyonun maliyetinin en fazla sabit ve düşük gelirli vatandaşlar tarafından hissedildiğini belirten Karahan, dezenflasyon sürecinin dar gelirli vatandaşlara maliyet yüklemek amacıyla uygulanmadığını söyledi.

Karahan, fiyat istikrarının sağlanmasının alım gücünü kalıcı biçimde koruyacak temel yol olduğunu ifade etti. TCMB Başkanı, dezenflasyonun dar gelirli vatandaş açısından alım gücünü koruyan tek kalıcı çözüm olduğunu belirtti.

Amaçlarının fiyat istikrarını sağlayarak refahın kalıcı şekilde artırılması olduğunu dile getiren Karahan, para politikasının bu hedef doğrultusunda yürütüldüğünü kaydetti.

Sanayide Dış Talep ve Yapısal Dönüşüm Vurgusu

Karahan, sanayi görünümüne ilişkin değerlendirmesinde sektörel farklılıkların devam ettiğini söyledi. Sanayiyi etkileyen birçok unsur bulunduğunu belirten Karahan, bunların başında dış talepteki zayıf görünümün geldiğini ifade etti.

Geçen yıl etkili olan dış ticarette korumacı politikaların bu yıl da sürdüğünü belirten Karahan, Türkiye ekonomisinin yüksek katma değerli ve teknoloji yoğun sektörlere doğru dönüşüm içinde olduğunu kaydetti.

OECD ülkelerinde katma değerin yaklaşık yüzde 70’inin hizmet sektöründen geldiğini hatırlatan Karahan, Türkiye’de bu oranın daha düşük olduğunu söyledi. Ülkeler kalkındıkça ve büyüdükçe hizmet sektörünün payının arttığını belirten Karahan, bu durumun sanayi görünümünü etkileyen unsurlar arasında yer aldığını ifade etti.

Para Politikası Kararlarında Tüm Veriler Birlikte Değerlendiriliyor

Fatih Karahan, para politikası stratejisine ilişkin soruları yanıtlarken, Merkez Bankası kararlarının hiçbir zaman tek bir değişkene veya varsayımsal bir senaryoya dayanmadığını söyledi.

Karahan, enflasyon görünümünü etkileyen mevcut verilerle geleceğe ilişkin tüm göstergelerin birlikte değerlendirildiğini belirtti. Son dönemde öne çıkan unsurun petrol fiyatlarındaki artış olduğunu ifade eden Karahan, bunun enflasyon üzerindeki etkisinin fiyat artışının ne kadar süre devam edeceğine bağlı olduğunu söyledi.

Enerji fiyatlarındaki yükselişin kısa vadede enflasyonu yukarı çekeceğini belirten Karahan, orta vadede ise ikincil etkilerin belirleyici olacağını kaydetti. Para politikası tepkisinin, kısa vadeli fiyat etkileri ile orta vadeli ikincil etkilerden hangisinin baskın çıkacağına göre şekilleneceğini ifade etti.

Jeopolitik Risklere Karşı Operasyonel Esneklik

Karahan, ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşta farklı ülkelerin merkez bankalarının tepkilerine ilişkin soruları da yanıtladı. Politika faizinde, gecelik borç alma ve borç verme faizlerinde değişikliğe gidilmediğini belirtti.

TCMB Başkanı, gelişmelerin yakından izlendiğini ve proaktif bir yaklaşımla likidite önlemleri alındığını söyledi. Bu önlemlerle gecelik faizin TCMB gecelik borç verme faizi seviyesinde, yani faiz koridorunun üst bandında oluşmasının sağlandığını ifade etti.

Karahan, jeopolitik risklerin azalması halinde savaş öncesi operasyonel duruma hızlı biçimde dönülebilecek esnekliğe sahip olduklarını kaydetti.

Cari Açık ve Sermaye Girişleri Değerlendirildi

Karahan, 2025 yılı sonunda cari açığın 30 milyar dolar seviyesinde olduğunu söyledi. Bu tutarın milli gelirin yüzde 1,9’una denk geldiğini ve tarihsel ortalamaların oldukça altında kaldığını belirtti.

“Carry trade” konusundaki sorulara da yanıt veren Karahan, uygulanan sıkı para politikasının temel amacının enflasyonu düşürmek olduğunu söyledi. Bu politikanın aynı zamanda hem yurt içi hem de yurt dışı yerleşiklerin Türk lirasına güvenini artırdığını ifade etti.

Karahan, yabancı yatırımcıların carry trade pozisyonlarında artış görüldüğünü ancak bunun yalnızca kısa vadeli pozisyonlarla sınırlı olmadığını belirtti. Tahvil ve hisse senedi gibi daha uzun vadeli yatırım araçlarına da ilgi olduğunu kaydetti.

Artan sermaye girişlerinin rezervlere katkı sağladığını belirten Karahan, bunun uluslararası risk primini olumlu etkilediğini ve Hazine, bankacılık sektörü ile reel sektörün yurt dışı borçlanma maliyetlerini azaltan bir unsur olduğunu söyledi.

Kısa vadeli ve piyasalarda oynaklık oluşturabilecek pozisyonların büyüklüğünün yakından takip edildiğini vurgulayan Karahan, Merkez Bankasının hiçbir yatırımcıya kur garantisi vermesinin söz konusu olmadığını bildirdi.

TCMB’nin Altın Rezervi 732 Ton

Altın rezervlerine ilişkin soruya yanıt veren Karahan, 24 Nisan itibarıyla Merkez Bankasının 732 ton altın rezervi bulunduğunu açıkladı.

Karahan, TCMB’nin ilgili mevzuat ve geçerli kurallar çerçevesinde yurt içi ve yurt dışı uluslararası piyasalarda çeşitli altın işlemleri gerçekleştirdiğini belirtti.

Faiz Kararlarında İhtiyatlı ve Toplantı Bazlı Yaklaşım

Karahan, faiz kararlarına ilişkin değerlendirmesinde, Merkez Bankasının enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla karar aldığını söyledi.

Ocak ayında, jeopolitik gelişmeler başlamadan önce faiz indirim adımlarının büyüklüğünün azaltıldığını hatırlatan Karahan, bu adımın teknik olarak faiz indirimi olduğunu ancak para politikasında gevşeme anlamına gelmediğini ifade etti.

Şubat sonunda jeopolitik gelişmelerin enflasyon görünümü üzerinde yaratabileceği riskler dikkate alınarak zamanında tedbirler alındığını belirten Karahan, son dönemde savaşın enflasyon üzerindeki belirsizlikleri nedeniyle politika duruşunun sabit tutularak sürdürüldüğünü söyledi.

Giriş Yap

Finansopia ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!