Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu S&P Global Ratings, Türkiye sermaye piyasalarında yürütülen kapsamlı fon soruşturması ve tasfiye süreçlerinin makroekonomik etkilerine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. CNBC-e’ye açıklamalarda bulunan S&P Global Ülke Kredi Notları Direktörü Karen Vartapetov ile Finansal Kuruluşlar Direktörü Regina Argenio, krizin finansal sistemin geneline yayılmadığını ve 16 Ekim’deki not değerlendirmesinde sürecin izole kalması halinde not üzerinde aşağı yönlü bir baskı yaratmayacağını vurguladı.
“Otoritelerin Adımları Hızlı ve İkna Edici”
Soruşturma ve tasfiye sürecine yönelik ekonomi yönetiminin ve regülatörlerin refleksini değerlendiren Karen Vartapetov, atılan politika adımlarını “hızlı ve ikna edici” olarak tanımladı. Yaşanan gelişmelerin makroekonomik dengeler üzerinde derin yaralar açmadığını ifade eden Vartapetov, sürecin şu ana kadar kontrol altında kaldığını aktardı.
Döviz kuru, dolarizasyon eğilimi ve bankacılık sektörü likiditesi gibi temel kırılganlık göstergelerinde belirgin bir negatif tepki gözlemlenmediğinin altını çizen Vartapetov, şu ifadeleri kullandı:
“Fonlarla ilgili gelişme izole kalırsa kredi notu açısından aşağı yönlü baskı oluşturacağını düşünmüyorum. Bir risk faktörü olarak komite tarafından masaya yatırılacaktır; ancak şu ana kadar önemli makroekonomik hasarlar oluştuğuna dair belirgin bir kanıt bulunmuyor.”
Kritik Tarih: 16 Ekim Kredi Notu Değerlendirmesi
S&P Global Ratings, takvim doğrultusunda Türkiye’ye yönelik yılın ikinci kredi notu ve görünüm değerlendirmesini 16 Ekim 2026 tarihinde yayımlayacak.
Kuruluş, en son Nisan 2026 dönemindeki gözden geçirmesinde Türkiye’nin uzun ve kısa vadeli yabancı para cinsinden kredi notlarını “BB-/B” olarak teyit etmiş, not görünümünü ise “durağan” seviyesinde bırakmıştı.
2026 İçin Yüzde 3 Büyüme ve Yüzde 30 Enflasyon Öngörüsü
Türkiye ekonomisinin temel göstergelerine dair beklentilerini de paylaşan Vartapetov, 2026 yılı genelinde ortalama enflasyonun yüzde 30, ekonomik büyümenin ise yüzde 3’e yakın gerçekleşmesini beklediklerini açıkladı.
Kredi notu açısından TCMB rezerv yeterliliğinin kritik bir gösterge olduğunu belirten direktör, brüt ve net rezervlerin yıl başına göre hafif geride olmasına karşın son haftalarda sergilediği toparlanma eğiliminin Türkiye’nin kredi profilini desteklediğini dile getirdi. Jeopolitik gerilimler ve enerji maliyetlerindeki baskıya rağmen yurt içi yerleşiklerin TL varlıklara olan ilgisinin korunduğunu, ters para ikamesi (dolarizasyon) tarafında kayda değer bir bozulma görülmediğini ekledi.
“En Belirgin Etki Borsada Görüldü, Likidite Müdahalesi Güçlüydü”
S&P Global Finansal Kuruluşlar Direktörü Regina Argenio ise fon tasfiyesi ve tedbir kararlarının doğrudan yansımasının Borsa İstanbul’da hissedildiğine işaret etti.
İlk satış dalgası ve düzeltme hareketinin ardından hisse senedi çarpanlarında ve değerlemelerinde dengelenme kaydedildiğini ifade eden Argenio, bankacılık sisteminin likidite yapısında herhangi bir sarsıntı yaşanmadığını vurguladı. Argenio, sürecin ilgili varlık sınıflarıyla sınırlı tutulmasının hayati olduğunu; kamu otoritelerinin piyasaya likidite sağlaması ve tasfiye mekanizmasında emanetçi kamu ve özel bankaları (Ziraat Bankası ve İş Bankası) devreye almasının krizi yatıştırmada belirleyici olduğunu sözlerine ekledi.