Altının ons fiyatı, Orta Doğu’da yaşanan jeopolitik gelişmelerin enerji fiyatlarını yükseltmesi ve enflasyonist baskıları artırabileceğine yönelik endişelerle üç ay üst üste geriledi. ABD Merkez Bankası’na ilişkin faiz indirimi beklentilerinin zayıflaması ve piyasalarda “şahin” fiyatlamaların güçlenmesi, kıymetli madenler üzerinde baskı oluşturdu.
ABD ile İran arasında şubat ayının son gününde başlayan ve Hürmüz Boğazı’nın kapanmasına yol açan savaş, küresel varlık fiyatları üzerinde belirleyici olmaya devam ediyor. Taraflardan gelen gerilimi azaltıcı ya da riskleri artırıcı açıklamalar, piyasalarda oynaklığın yükselmesine neden olurken, enerji fiyatlarındaki artış merkez bankalarının para politikalarına ilişkin beklentileri de değiştirdi.
Hürmüz Boğazı’ndaki aksama nedeniyle petrol, doğal gaz ve rafine yakıt fiyatlarında görülen yükseliş, küresel enflasyon endişelerini güçlendirdi. Savaş öncesinde bu yıl faiz indirimine gitmesi beklenen ABD Merkez Bankası’nın, mevcut görünümde faiz indiriminden uzaklaşabileceği değerlendiriliyor. Enflasyonist baskıların sürmesi halinde para piyasalarında Fed’in yıl sonuna kadar faiz artırabileceğine yönelik beklentiler de gündeme geldi.
Fed politikasına ilişkin değişen fiyatlamalar, başta altın olmak üzere kıymetli madenlerin yönü üzerinde etkili oldu. Faiz getirmeyen bir varlık olan altın, faiz indirim beklentilerinin zayıfladığı ve tahvil getirilerinin yükseldiği dönemlerde baskı altında kalabiliyor.
Altın Yıla Rekorla Başladı
Altının ons fiyatı yılın ilk iki ayında güçlü bir yükseliş kaydetmişti. ABD yönetiminin Grönland’ı satın alma girişimi nedeniyle Avrupa ülkeleriyle yaşadığı gerilim, ticaret politikalarına ilişkin belirsizlikler, teknoloji ve yapay zeka şirketlerindeki yüksek değerleme endişeleri ile merkez bankalarının güçlü altın talebi, ocak ve şubat aylarında fiyatları destekleyen başlıca unsurlar oldu.
Yıla 4 bin 313 dolardan başlayan ons altın, ocak ayında 5 bin 600 doları test ederek rekor seviyeye ulaştı. Ocak ayını yüzde 12,4 değer kazancıyla 4 bin 849 dolardan tamamlayan altın, yükselişini şubat ayında da sürdürdü. Ons altın şubat ayını yüzde 8,5 artışla 5 bin 263 dolardan kapattı.
Mart Ayında 2008’den Bu Yana En Sert Düşüş
Orta Doğu’daki gelişmelerin enerji fiyatları ve enflasyon beklentileri üzerinden piyasalara yansımasıyla altın fiyatlarında mart ayında sert geri çekilme yaşandı. Ons altın martta 4 bin 99 dolara kadar gerilerken, ayı yüzde 11,32 kayıpla 4 bin 667 dolardan tamamladı.
Mart ayında görülen bu düşüş, 2008 krizinden bu yana altın fiyatlarında kaydedilen en sert aylık gerileme olarak kayıtlara geçti. Nisan ayında yüzde 1 değer kaybeden ons altın, mayıs ayında da yüzde 1,77 düşerek ayı 4 bin 540 dolardan kapattı. Böylece altın, üç ay üst üste değer kaybetmiş oldu.
Gümüş İki Aylık Düşüş Serisini Mayısta Sonlandırdı
Altında olduğu gibi gümüş fiyatlarında da jeopolitik gelişmeler ve faiz beklentilerindeki değişim etkili oldu. Gümüşün hem finansal bir varlık hem de güneş paneli üretimi başta olmak üzere sanayi alanında yoğun kullanılan bir emtia olması, fiyatlardaki dalgalanmayı artırdı.
Yıla 71 dolardan başlayan gümüşün ons fiyatı, ocak ayında 121,7 dolara çıkarak rekor kırdı. Ocak ayını yüzde 17,2 artışla 83,3 dolardan tamamlayan ons gümüş, şubat ayında da yükselişini sürdürdü. Şubat ayını yüzde 12,6 artışla 93,8 dolardan kapatan gümüş, Orta Doğu’daki savaşın etkisiyle mart ayında sert geriledi.
Mart ayında 61 dolara kadar düşen ons gümüş, ayı yüzde 19,9 kayıpla 75,1 dolardan tamamladı. Nisan ayında yüzde 1,8 düşüşle 73,7 dolara gerileyen gümüş, mayıs sonunda yeniden toparlandı ve yüzde 2,1 artışla 75,3 dolara çıktı.
Enerji Fiyatları Enflasyon Beklentilerini Güçlendirdi
Saxo Capital Emtia Strateji Başkanı Ole Hansen, Hürmüz Boğazı’ndan yapılan gemi trafiğinde uzun süreli aksama yaşanmasının petrol, doğal gaz ve rafine yakıt fiyatlarını yüksek seviyede tuttuğunu belirtti. Hansen, bu durumun tarihsel olarak altın için daha az destekleyici bir piyasa ortamı oluşturduğunu ifade etti.
Jeopolitik gelişmelerin klasik güvenli liman talebini artırmak yerine, yüksek enerji fiyatları üzerinden enflasyon endişelerini beslediğini belirten Hansen, bunun tahvil getirilerini yükselttiğini, doları güçlendirdiğini ve Fed’in faiz indirimlerine yönelik beklentileri azalttığını kaydetti.
Hansen’e göre değerli metal yatırımcıları açısından faiz beklentileri önemini koruyor. Faiz getirmeyen bir varlık olan altın, faiz oranlarının düştüğü dönemlerde daha cazip hale gelirken, faiz indirimi beklentilerinin zayıfladığı dönemlerde baskı altında kalabiliyor.
Merkez Bankaları ve Çin Talebi Takip Ediliyor
Hansen, son aylarda enerji fiyatlarındaki artış ve kalıcı enflasyon riskleri nedeniyle yatırımcıların parasal gevşeme beklentilerini azalttığını, bunun da altın fiyatlarında baskı yarattığını belirtti.
Jeopolitik görünümün istikrara kavuşması ve enerji fiyatlarındaki şok etkisinin azalması halinde yatırımcıların yeniden altın piyasasını destekleyen yapısal temalara odaklanabileceği ifade ediliyor. Bu temaların başında merkez bankalarının altın talebi gelirken, Çin kaynaklı talebin de fiyatlar açısından önemli bir destek unsuru olmayı sürdürdüğü belirtiliyor.