Wall Street’in önde gelen kurumları BofA Global Research ve Goldman Sachs, ABD’de güçlü kalan iş gücü piyasası ve enerji maliyetlerindeki artış nedeniyle Fed’e ilişkin faiz indirimi beklentilerini revize etti. Son ekonomik veriler, Orta Doğu’da 10 haftadır devam eden savaşın dezenflasyon sürecini zorladığını gösterirken, büyük kurumlar faiz indirimlerinin daha geç başlayabileceğine işaret etti.
Güçlü İstihdam Verileri Fed’in Alanını Daralttı
ABD’de cuma günü açıklanan verilere göre, nisan ayında istihdam artışı beklentilerin üzerinde gerçekleşti. İşsizlik oranı ise yüzde 4,3 seviyesinde sabit kaldı.
İş gücü piyasasının dirençli kalması, Fed’in kısa vadede faiz indirimine gitme ihtimalini zayıflatan başlıca unsurlar arasında değerlendiriliyor. Enflasyonla mücadelede fiyat baskılarının kalıcı biçimde gerilemesi beklenirken, istihdam tarafındaki güçlü görünüm para politikasında temkinli duruşun sürebileceğine işaret ediyor.
BofA: Fed 2026 Boyunca Bekle-Gör Politikasını Sürdürebilir
BofA Global Research, son verilerin ardından Fed beklentilerini güncelledi. Kurum, 2026 yılının tamamında Fed’in bekle-gör politikasını sürdüreceğini öngördü.
BofA’ya göre ilk faiz indirimleri ancak 2027 yılında gündeme gelebilir. Banka, Temmuz ve Eylül 2027’de her biri 25 baz puan olmak üzere iki faiz indirimi yapılabileceğini tahmin ediyor.
Goldman Sachs İlk İndirim Tahminini Aralık 2026’ya Erteledi
Goldman Sachs da Fed’e ilişkin faiz indirimi beklentisinde değişikliğe gitti. Kurum, daha önce Eylül 2026 olarak duyurduğu ilk faiz indirimi beklentisini Aralık 2026’ya çekti.
Goldman Sachs, ikinci faiz indiriminin ise Mart 2027’de gerçekleşebileceğini öngörüyor. Bankanın revizyonunda, istihdam piyasasının beklenenden güçlü kalması ve enerji maliyetlerindeki artışın enflasyon görünümü üzerinde oluşturduğu baskı etkili oldu.
Orta Doğu Savaşı Enerji Maliyetlerini Artırdı
ABD ekonomisinde dezenflasyon sürecinin seyrini etkileyen unsurlar arasında enerji fiyatlarındaki yükseliş de öne çıkıyor. Orta Doğu’da 10 haftadır devam eden savaş, enerji maliyetleri üzerinde yukarı yönlü baskı oluştururken, bu durum Fed’in enflasyonla mücadele sürecini daha karmaşık hale getiriyor.
Enerji fiyatlarındaki artış, tüketici fiyatları üzerinde doğrudan ve dolaylı etkiler yaratabileceği için Fed’in faiz indirimi konusunda daha dikkatli hareket etmesine neden oluyor.
Analistlerden 2027 Uyarısı
Analistler, iş gücü piyasasında yıl içinde yeterli bir zayıflama görülmemesi halinde faiz indirimlerinin tamamının 2027’ye sarkabileceğini belirtiyor.
Bu görüşe göre Fed’in faiz indirimi takvimi, önümüzdeki dönemde açıklanacak istihdam, enflasyon ve büyüme verilerine bağlı olarak şekillenecek. Özellikle işsizlik oranı, ücret artışları ve enerji fiyatlarındaki hareketler, para politikası beklentilerinde belirleyici olacak.
Fed İçindeki Görüş Ayrılığı Dikkat Çekti
Fed’in 29 Nisan’daki son toplantısı, kurum içindeki görüş ayrılıklarını da ortaya koydu. Faizlerin yüzde 3,50-3,75 aralığında sabit bırakılması kararı, 1992’den bu yana en çekişmeli oylamalardan biri olarak kayıtlara geçti.
Toplantıda ortaya çıkan ayrışma, Fed üyeleri arasında enflasyonla mücadele, büyüme görünümü ve faiz indirimi zamanlaması konusunda farklı değerlendirmelerin bulunduğunu gösterdi.
Kevin Warsh İçin Veri Akışı Belirleyici Olacak
Görevi devralması beklenen yeni Fed Başkanı Kevin Warsh’ın düşük faiz yanlısı bir tutum sergileyeceği bilinse de, mevcut ekonomik veriler para politikasında hızlı bir gevşeme alanını sınırlıyor.
BofA analistleri, veri akışının şu aşamada Warsh’ın hareket alanını daralttığını belirtti. Güçlü istihdam piyasası ve enerji kaynaklı enflasyon baskısı sürdükçe, Fed’in faiz indirimlerinde daha temkinli bir takvim izlemesi bekleniyor.