featured
  1. Haberler
  2. Ekonomi
  3. Merkez bankalarından dolar rezervleri hamlesi

Merkez bankalarından dolar rezervleri hamlesi

Google'da Abone Ol
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Küresel piyasalarda artan jeopolitik riskler, merkez bankaları ve büyük kurumsal fonların yatırım stratejilerinde değişimi hızlandırıyor. OMFIF tarafından yayımlanan araştırmaya göre, birçok merkez bankası önümüzdeki 10 yılda rezervlerinde doların payını azaltmayı planlarken, altın, alternatif para birimleri, yapay zeka odaklı araçlar ve fiziki varlıklara yönelik ilgi artıyor.

Merkez Bankaları Dolar Ağırlığını Azaltmayı Planlıyor

Official Monetary and Financial Institutions Forum’un yayımladığı araştırma, küresel rezerv yönetiminde dikkat çekici bir eğilime işaret etti. Çalışmaya göre, birçok merkez bankası ve kamu fonu önümüzdeki on yıllık dönemde rezervlerinde ABD dolarının ağırlığını azaltmayı hedefliyor.

Araştırmada, dolar payını artırmayı planlayan kurumların sayısının azaldığı belirtilirken, bu eğilimin ilk kez bu ölçekte kayıtlara geçtiği ifade edildi. Küresel siyasi risklerin ve Washington merkezli politika belirsizliklerinin, doların ana rezerv para birimi konumuna ilişkin tartışmaları güçlendirdiği kaydedildi.

ABD doları, küresel rezerv sistemindeki belirleyici rolünü korusa da yatırımcıların ve merkez bankalarının çeşitlendirme arayışı hız kazanıyor. Yüksek faiz ortamı doların cazibesini desteklerken, jeopolitik gelişmeler ve küresel piyasalardaki oynaklık alternatif varlıklara ilgiyi artırıyor.

OMFIF Anketi 10 Trilyon Dolarlık Fonları Kapsıyor

Londra merkezli düşünce kuruluşu OMFIF tarafından hazırlanan araştırmaya, 90 farklı kurumsal yatırımcı katıldı. Kamu emeklilik fonları, varlık fonları ve merkez bankalarının yer aldığı ankette, toplamda yaklaşık 10 trilyon dolarlık varlığı yöneten kurumların görüşleri değerlendirildi.

Katılımcıların büyük bölümü, piyasa oynaklığının geçici değil kalıcı bir unsur haline geldiğini düşünüyor. Bu nedenle kurumlar, risk yönetimi ve portföy çeşitlendirmesi için geleneksel yöntemlerin yanı sıra yeni teknolojilere ve alternatif varlıklara daha fazla yöneliyor.

OMFIF kıdemli ekonomisti Yara Aziz, raporda piyasa koşullarının kısa sürede normale dönmesini beklemenin gerçekçi olmadığını belirtti. Aziz’e göre kurumsal yatırımcılar ve kamu fonları, değişen piyasa koşullarına uyum sağlamak için daha esnek ve yenilikçi stratejiler geliştirmek zorunda.

Yapay Zeka Risk Yönetiminde Daha Fazla Kullanılacak

Araştırmada öne çıkan başlıklardan biri de yapay zeka araçlarının merkez bankaları ve büyük fonlar tarafından daha yoğun kullanılmaya başlanması oldu. Katılımcı kurumlar, mevcut seviyelere kıyasla yapay zeka kullanımını artırmayı planladıklarını bildirdi.

Merkez bankalarının yüzde 66’dan fazlası, önümüzdeki dönemde yapay zeka entegrasyonunu artırmayı hedefliyor. Genel toplamda mevcut yapay zeka kullanım seviyesinden memnun olduğunu belirten merkez bankalarının oranı ise yalnızca yüzde 9 seviyesinde kaldı.

Gelişmiş ülke merkez bankalarının büyük bölümü yapay zeka araçlarını halihazırda kullanırken, gelişmekte olan piyasalarda bu oran daha düşük seyrediyor. Araştırmaya göre gelişmiş ülkelerdeki merkez bankalarının yüzde 89’u teknolojiyi kullanırken, gelişmekte olan piyasalarda bu oran yüzde 44 düzeyinde bulunuyor.

Yapay zeka uygulamalarının özellikle veri analizi, risk yönetimi ve arka ofis işlemlerinde kullanıldığı belirtiliyor. Kurumlar, artan piyasa oynaklığı karşısında daha hızlı analiz yapabilmek ve operasyonel verimliliği artırmak amacıyla bu teknolojilere daha fazla kaynak ayırıyor.

Altın Rezerv Yönetiminde Merkezde Yer Alıyor

Doların küresel sistemdeki ağırlığı tartışılırken, altın merkez bankalarının rezerv stratejilerinde daha güçlü bir konuma yerleşiyor. OMFIF araştırmasına göre merkez bankalarının yüzde 82’si rezervlerinde altın bulunduruyor.

Altın fiyatlarının son dönemde rekor seviyeleri test etmesi, bu varlığa yönelik ilgiyi destekleyen unsurlar arasında yer alıyor. Ankete katılan kurumların net yüzde 30’u, önümüzdeki bir veya iki yıl içinde altın yatırımlarını artırmayı planladığını belirtti.

Altın, özellikle jeopolitik risklerin arttığı dönemlerde rezerv çeşitlendirmesi açısından öne çıkıyor. Merkez bankaları, dolar varlıklarına bağımlılığı azaltmak ve piyasa dalgalanmalarına karşı daha dengeli bir portföy yapısı oluşturmak amacıyla altına daha fazla ağırlık vermeyi değerlendiriyor.

Alternatif Para Birimlerine İlgi Artıyor

Araştırmada, ABD dolarının yerine geçebilecek net bir alternatifin henüz bulunmadığı vurgulansa da sekiz büyük para birimi dışındaki alternatiflerin giderek daha fazla ilgi gördüğü belirtildi. Küresel kurumsal yatırımcıların yaklaşık yüzde 60’ı, çok kutuplu bir finansal düzenin oluştuğunu kabul ediyor.

Merkez bankalarında bu görüşü paylaşanların oranı ise yüzde 79 seviyesinde bulunuyor. Bu tablo, rezerv yönetiminde daha geniş bir para birimi sepetine yönelimin güçlendiğini gösteriyor.

Kurumların Norveç kronu, Yeni Zelanda doları ve sterlin gibi para birimlerine yönelik alımlarını artırdığı belirtilirken, euro ve Çin yuanına ilişkin ilginin de sürdüğü ifade ediliyor. Bununla birlikte uzmanlar, euro ve yuanın daha güçlü rezerv alternatifleri haline gelmesinin önünde yapısal zorluklar bulunduğuna dikkat çekiyor.

Ankete katılanların büyük bölümü Çin yuanını etkili bir çeşitlendirme aracı olarak değerlendiriyor. Ancak doların küresel finans sistemi içindeki derinliği, likiditesi ve piyasa altyapısı nedeniyle kısa vadede yerini tamamen başka bir para birimine bırakmasının beklenmediği görülüyor.

Kamu Fonları Fiziki Varlıklara Yöneliyor

OMFIF araştırması, kamu fonlarının yatırım stratejilerinde altyapı ve gayrimenkul gibi fiziki varlıkların öne çıktığını da ortaya koydu. Katılımcıların yaklaşık yüzde 60’ı, önümüzdeki bir veya iki yıl içinde bu alanlara yönelik tahsisatlarını artırmayı planlıyor.

Fiziki varlıklara yönelik talep, diğer varlık sınıflarına göre daha güçlü bir görünüm sergiliyor. Bu eğilim, uzun vadeli ve istikrarlı getiri arayışının yanı sıra enflasyon ve piyasa oynaklığına karşı korunma isteğiyle ilişkilendiriliyor.

Altyapı yatırımları, gayrimenkul ve benzeri reel varlıklar, kamu fonlarının portföylerinde daha fazla yer bulurken, kurumsal para akışının alternatif pazarlara yöneldiği görülüyor.

Gelişmekte Olan Piyasalara İlgi Güçleniyor

Araştırmaya göre, küresel fonların yüzde 38’i gelişmekte olan ekonomilere yönelik yatırımlarını artırmayı planlıyor. Bu oran geçen yıl yüzde 27 seviyesinde ölçülmüştü.

Buna karşılık gelişmiş ekonomilere yönelik yatırım artırma eğilimi zayıfladı. Geçen yıl yüzde 47 olan gelişmiş ekonomilere tahsisatı artırma talebi, son ankette yüzde 25 seviyesine geriledi.

Buna rağmen ABD ve Çin, teknoloji merkezli büyüme potansiyelleri nedeniyle yatırımcılar açısından en cazip pazarlar arasında yer almaya devam ediyor. Yapay zeka alanındaki hızlı büyüme, özellikle teknoloji odaklı yatırım kararlarında belirleyici unsur olmayı sürdürüyor.

Küresel Fonların Rotasında Yeni Dönem

Merkez bankaları ve büyük kurumsal yatırımcılar, artan jeopolitik riskler, para politikası belirsizlikleri ve piyasa oynaklığı nedeniyle rezerv ve portföy yönetiminde daha çeşitlendirilmiş stratejilere yöneliyor.

Dolar halen küresel finans sisteminin ana rezerv para birimi olmayı sürdürse de altın, alternatif para birimleri, yapay zeka araçları, gelişmekte olan piyasalar ve fiziki varlıklar daha fazla ön plana çıkıyor. OMFIF araştırması, küresel fon yönetiminde daha esnek, teknolojik ve çok kutuplu bir yapının güç kazandığını ortaya koyuyor.

Giriş Yap

Finansopia ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!