Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın ağustos ayında açıkladığı 4,05 milyar dolarlık güçlü cari fazlaya karşın, uluslararası yatırım bankalarından dış finansman dengesine yönelik temkinli uyarılar gelmeye devam ediyor. ABD merkezli yatırım bankası Goldman Sachs, yayımladığı son analiz notunda Türkiye’nin döviz rezervlerindeki gerilemeye dikkat çekerek cari açığın finansman kalitesine ilişkin riskleri sıraladı.
Banka, Merkez Bankası rezervlerinde son 12 aylık periyotta kaydedilen yaklaşık 30 milyar dolarlık net erimenin, dış finansman ihtiyacının karşılanması noktasında kırılganlık oluşturabileceğini vurguladı.
Yıl Sonu Cari Açık Beklentisi 50 Milyar Dolar
Goldman Sachs analistleri, Türkiye’nin cari işlemler açığının 2026 yılı sonunda yaklaşık 50 milyar dolar seviyesine ulaşacağını öngördü.Bu büyüklüğün gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYH) yüzde 2,9’una denk geleceği tahmin ediliyor.
Raporda, cari açığın milli gelire oranının Türkiye’nin geçmiş dönem tarihsel ortalamalarına kıyasla makul bir seviyede kaldığı kabul edilmekle birlikte, nominal bazdaki 50 milyar dolarlık hacmin ekonomide ciddi bir dış kaynak girişini zorunlu kıldığı belirtildi.
Rezervlerde Altı Haftada 21,1 Milyar Dolarlık Kayıp
Analizde, TCMB’nin ağustos ayı ödemeler dengesi tablosunda resmi rezervlerin 7,14 milyar dolar artış göstermesine rağmen, eylül ve ekim başındaki haftalık veri akışının ters yönde geliştiğine işaret edildi.
Merkez Bankası’nın haftalık para ve banka istatistiklerine göre brüt rezervler, 2 Ekim ile biten haftada 3,8 milyar dolarlık ek düşüşle 167,4 milyar dolara geriledi. Böylece 21 Ağustos ile 2 Ekim arasındaki altı haftalık kesintisiz gerileme serisinde brüt rezervlerden yaklaşık 21,1 milyar dolarlık çıkış yaşandı.Goldman Sachs, son bir yıllık kümülatif rezerv kaybının 30 milyar doları aşmasını cari açığın finansmanında yetersizlik sinyali olarak nitelendirdi.
Turizm Gelirlerinde 2027 Uyarısı
Ağustos ayında cari fazlayı destekleyen temel faktörlerin çekirdek mal ithalatındaki yavaşlama ve turizm sezonunun zirve yapması olduğu kaydedilen raporda, hizmet gelirlerinin geleceğine dair önemli bir risk faktörüne değinildi.
Türkiye’ye gelen turist sayısında yıllık bazda gözlenen ivme kaybının ve kişi başı harcama dinamiklerindeki seyrin, özellikle 2027 yılından itibaren cari denge üzerinde aşağı yönlü baskı yaratabileceği uyarısında bulunuldu. Banka, dönemsel olarak cari fazla verilse dahi kalıcı bir rezerv birikimi sağlanamadığı müddetçe dış finansman ihtiyacının yakından takip edilmesi gerektiğini bildirdi.