Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) son dönemde uyguladığı politikalar sayesinde döviz rezervlerini daha güçlü bir seviyeye taşıdığını açıkladı. Fitch, Türkiye ekonomisi için 2025 yılı büyüme beklentisini ise yüzde 2,5 olarak belirledi.
TCMB Rezervlerinde Güçlenme Vurgusu
Fitch Ratings Kıdemli Direktörü Erich Arispe Morales, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın son dönem uygulamalarıyla rezerv yapısını daha sağlıklı hale getirdiğini söyledi. Morales, yaklaşık 50 milyar dolarlık bir rezerv kaybına rağmen, 2023’e kıyasla TCMB’nin daha sağlam bir pozisyonda olduğunu belirtti.
“TCMB, politik risklere karşı daha proaktif adımlar atarak rezervlerini koruma altına aldı. Önceki yıllara kıyasla daha dirençli bir yapıya ulaşılmış durumda.” değerlendirmesini yapan Morales, bunun Türkiye’nin dış finansal şoklara karşı kırılganlığını azalttığını ifade etti.
2025 Türkiye Büyüme Tahmini: %2,5
Fitch, Türkiye ekonomisi için 2025 yılı GSYH büyüme tahminini yüzde 2,5 olarak açıkladı. Mali disiplinin korunmasının, enflasyonla mücadelede Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’na manevra alanı sağladığına dikkat çekildi.
Morales, Türkiye ekonomisinde büyümenin toparlanarak devam edeceğini, ancak enflasyonun hala ekonominin en önemli yapısal sorunlarından biri olduğunu vurguladı.
“Enflasyonla Mücadelede Daha Fazla Çaba Gerekiyor”
Fitch yetkilisi Morales, Türkiye’de enflasyonun yapışkanlığını koruduğunu ve fiyat artışlarının özellikle iç talep, döviz kuru hareketleri ve maliyet bazlı faktörlerden beslendiğini belirtti.
“Enflasyonla mücadelede alınan önlemler olumlu olsa da, daha fazla yapısal çaba gerekiyor. Kalıcı fiyat istikrarı sağlanmadan ekonomik kırılganlıklar tamamen ortadan kalkmış sayılmaz.” şeklinde konuştu.
Fed’in Faiz Kararı Türkiye’yi de Etkileyebilir
Küresel para politikalarına da değinen Morales, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) bu yıl faiz indirimi yapma ihtimalinin azaldığını söyledi. Fitch’e göre, küresel enflasyonist baskıların devam etmesi, Fed’in beklenen gevşeme adımlarını geciktirmesine yol açabilir.
Bu durumun, gelişmekte olan ekonomiler üzerinde baskı oluşturabileceği değerlendirilirken, Türkiye gibi ülkelerin dış borçlanma maliyetleri ve sermaye akımları açısından dikkatli olması gerektiği vurgulandı.