Milyonlarca emekliyi ilgilendiren yeni zam oranları, Aralık ayı verileriyle birlikte resmiyet kazandı. Sosyal Güvenlik Kurumu (SSK) ve Bağ-Kur emeklileri, maaşlarına yüzde 37.57’lik bir zamla güncellenmiş durumda. Ancak aynı dönemde asgari ücrete uygulanan yüzde 49’luk zam, dikkat çekici bir fark yaratıyor. Memur ve memur emeklileri ise toplu sözleşmeden doğan farklarını içeren yüzde 49.25 oranındaki zamla maaşlarını güncellediler.
Bu zam farkı, SSK ve Bağ-Kur emeklileri ile memur emeklileri arasında refah payı, seyyanen zam veya kademeli zam gibi ek artışların olup olmayacağı sorularını gündeme getiriyor. SSK ve Bağ-Kur emeklilerine ek zam yapılıp yapılmayacağı ve bu durumun ocak maaşlarına yansıyıp yansımayacağı belirsizliğini sürdürüyor.
Özellikle SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin, refah payı veya kademeli bir zam uygulaması olmaması durumunda kök aylık uygulamasından kaynaklı olarak 7.500 TL altında bir aylık almaya devam etmeleri, bu kesimde endişelere neden oluyor.
Geçmişte refah payı uygulamasının olduğu düşünülerek, emekliler arasındaki farkın bu tür düzenlemelerle giderilebileceği öne sürülüyor. Ancak, bu tür ek artışların emekli maaşlarının belirli bir noktada birleşmesine neden olabileceği ve buna bağlı olarak memnuniyetsizlik yaratabileceği de unutulmamalı.
Seyyanen zam uygulamasının, SSK ve Bağ-Kur emeklilerine herkes için aynı miktarda Türk Lirası olarak verileceği belirtiliyor. Ancak kademeli bir artışın uygulanması durumunda, alt gelir grubundaki emeklilere yüzdelik olarak daha fazla, üst gelir grubundakilere ise daha az artış yapılması, maaşların belirli bir noktada birleşmesine yol açabilir.
Düzenlemelerin hassas bir konu olduğu vurgulanarak, tüm emekli kesimlerinin memnuniyetini sağlayacak bir yaklaşımın önemli olduğu ifade ediliyor. Ayrıca, sosyal güvenlikteki aktif-pasif dengesi ve enflasyonla mücadele gibi ülkenin genel ekonomik durumunun göz önünde bulundurulması gerektiği belirtiliyor.
Emeklilere yılda 2 defa yapılan zamların, sadece enflasyon verileri üzerinden değerlendirildiği ve diğer düzenlemelerin hayata geçebilmesi için Meclis’ten geçmesi gerektiği ifade ediliyor. Ancak, bu tür düzenlemelerin Meclis sürecinin uzunluğu nedeniyle ocak ayı maaşlarına yetip yetmeyeceği belirsizliğini koruyor.
Kök aylıklar ile ilgili düzenlemelerin, özellikle dar gelirli emekliler için önem arz ettiği ve bu düzenleme yapılmadığı takdirde alt gelir grubundaki emeklilerin benzer sorunlarla karşılaşabileceği vurgulanıyor.
Son olarak, asgari ücrete oransal olarak yapılan yüzde 49.11’lik zamla birlikte SSK ve Bağ-Kur emeklilerine uygulanan yüzde 37.57’lik zam arasındaki farkın, refah payı ile eşitlenerek herkesin adil bir şekilde desteklenmesi beklentisi dile getiriliyor. Ancak, bu tür bir düzenlemenin yürürlüğe girmesi için Meclis sürecinin göz önünde bulundurulması gerektiği belirtiliyor.