Küresel finans piyasalarında ABD dolarının diğer para birimleri karşısındaki üstünlüğü güçlenerek devam ediyor. ABD dolarının en likit 6 para birimi karşısındaki değerini ölçen Dolar Endeksi (DXY), yeni haftanın ilk işlem gününde 102,1-102,2 bandında hareket ederek son 18 ayın en yüksek seviyelerine yakın seyrini korudu.
Barclays ve Commonwealth Bank of Australia (CBA) tarafından yayımlanan son analizler, doların bu dirençli duruşunun sadece para politikasına değil, ABD’nin makroekonomik dinamiklerine ve Avrupa’daki zayıflığa da dayandığını ortaya koyuyor.
1. Fed’in Şahin Para Politikası Duruşu
ABD Merkez Bankası’nın (Fed) yapışkan enflasyonla mücadele kapsamında faizleri uzun süre yüksek tutacağı ve gerekmesi halinde ek sıkılaşmaya gidebileceği beklentisi doları destekleyen temel çıpa olmayı sürdürüyor. Fed, 16 Eylül toplantısında politika faizini 25 baz puan artırarak yüzde 3,75-4,00 bandına taşımıştı. Barclays analistleri, merkez bankasının bu tavizsiz tavrının döviz piyasalarında dolara net bir faiz avantajı yarattığını vurguluyor.
2. ABD Ekonomisinin Göreli Direnci
Küresel büyümede yavaşlama işaretleri belirginleşirken Amerikan ekonomisinin ana göstergeleri gücünü koruyor. Barclays Döviz İşlemleri Başkanı Bhaskar Gupta, bazı öncü göstergelerdeki dönemsel zayıflıklara rağmen ABD ekonomisinin genel görünümünün dolar lehine çalışmaya devam ettiğini belirtiyor. Commonwealth Bank ise büyüme ve faiz beklentileri çerçevesinde doların önümüzdeki 2 ila 3 çeyrek boyunca küresel çapta güçlü kalmaya devam edeceğini öngörüyor.
3. Petrol Fiyatları ve Hürmüz Boğazı Riski
Orta Doğu’daki jeopolitik çatışmalar ve enerji koridorlarına yönelik tehditler, petrol fiyatları kanalıyla küresel enflasyon beklentilerini diri tutuyor. Commonwealth Bank ekonomisti John Oh, bölgesel petrol ihracatında kısmi toparlanma görülse de Hürmüz Boğazı çevresindeki risklerin enerji fiyatları üzerinde yukarı yönlü baskı yarattığını ifade ediyor. Yüksek enerji maliyetlerinin enflasyonu tetiklemesi, Fed’in faiz indirimlerini ertelemesine yol açarak dolaylı yoldan dolara destek sağlıyor.
4. Zirve Yapan ABD Hazine Tahvili Getirileri
Barclays Private Bank analizine göre ABD 10 yıllık tahvil faizleri yüzde 5,3’ün, 30 yıllık tahvil faizleri ise yüzde 5,65’in üzerine çıkarak çok uzun yılların zirvesine yerleşti. Artan kamu borçlanması, güçlü büyüme ve enerji kaynaklı enflasyon baskıları tahvil faizlerini yukarı iterken; risksiz getirinin bu seviyelere ulaşması uluslararası sermayenin dolar cinsi varlıklara yönelmesini hızlandırıyor.
5. Avrupa’daki Mali ve Siyasi Çatlaklar
Doların değer kazanmasında ABD içi dinamikler kadar Avrupa cephesindeki kırılganlıklar da belirleyici rol oynuyor. Özellikle Fransa’nın kamu maliyesine ve bütçe açığına dair endişeler Avrupa tahvil piyasalarında satış baskısı yaratıyor. Fransa ile Almanya’nın 10 yıllık tahvil getirileri arasındaki farkın (spread) 150 baz puanın üzerine çıkması mali risk algısını artırırken, euro üzerindeki baskıyı derinleştirerek dolar endeksini yukarı taşıyor.
Kritik Viraj: 14 Ekim ABD Enflasyonu ve 27-28 Ekim Fed Toplantısı
Doların bu güçlü rallisini sürdürüp sürdüremeyeceği konusunda ilk kritik sınav 14 Ekim Çarşamba günü açıklanacak ABD eylül ayı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verisi olacak. Beklentilerin üzerinde gelebilecek bir enflasyon rakamı Fed’in 27-28 Ekim tarihlerindeki Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısında faiz artış ihtimalini masada tutmasını sağlayabilirken, beklentilerin altında kalacak bir veri dolardaki yükseliş ivmesine mola verdirebilir.