2027-2029 Orta Vadeli Program (OVP) hedefleri doğrultusunda finansal istikrarı güçlendirmek ve bireysel borçluluk riskini kontrol altına almak amacıyla kredi kartı limit sisteminde köklü bir reforma gidiliyor. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), bankaların limit tahsis süreçlerini doğrudan dönüştürecek yeni veri entegrasyonu modelinin talimatını verdi.
Yeni sistemle birlikte beyana dayalı veya şişirilmiş limit uygulaması tamamen sona ererken, kart sahiplerinin gerçek gelirleri ve toplam borç yükü tek bir dijital havuzda çapraz kontrole tabi tutulacak.
SGK Kayıtları ile TBB Risk Merkezi Verileri Birleşiyor
BDDK ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) iş birliğiyle devreye alınacak altyapı sayesinde bankalar, başvuru sahiplerinin resmi gelir durumunu anlık olarak teyit edecek. Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Risk Merkezi havuzundaki mevcut borçluluk göstergeleri ile SGK’daki bordro ve tescil kayıtları entegre bir sistem üzerinden analiz edilecek.
Böylece bir banka limit belirlerken ya da artış yaparken, müşterinin diğer finansal kuruluşlardaki toplam borç bakiyesini, taksit yükünü ve SGK nezdindeki net gelirini aynı anda görerek karar verecek.
Gelir Beyanında Belge Zorunluluğu ve Yasal Limit Sınırları
Mevcut yasal çerçevede bir tüketicinin tüm bankalardaki toplam kredi kartı limiti, ilk yıl için aylık net belgelenebilir gelirinin en fazla 2 katı, sonraki yıllarda ise en fazla 4 katı olarak uygulanıyor.
BDDK’nın Ocak 2026’da yürürlüğe koyduğu kararın ardından yeni kart başvurularında ve limit artış taleplerinde gelirin resmi evrakla kanıtlanması şartı sıkılaştırılmıştı. Yeni entegrasyonla birlikte bu süreç tamamen otomatikleşecek ve mevzuattaki 4 kat kuralının aşılması teknolojik olarak engellenecek.
Bankalar İçin Son Tarih: 1 Ocak 2027
BDDK, finans kuruluşlarına sistemlerini bu ortak veri tabanına entegre etmeleri ve yüksek limitli kartları gerçek ödeme kapasitesiyle uyumlu hale getirmeleri için 1 Ocak 2027 tarihine kadar süre tanıdı.
Belirlenen takvime kadar tamamlanacak altyapı hazırlıklarıyla, hanehalkının aşırı borçlanmasının önüne geçilmesi ve bankacılık sektöründeki takipteki alacak riskinin asgari seviyeye indirilmesi hedefleniyor.